İslam Alimi

Tutunulacak Dal Olmak Nedir?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

Üstadın dediği gibi:”Medeniyet dedin Tek dişi kalmış canavar” hakikaten medeniyet diyenler ve savundukları medeniyet, zalimlik ile insanları bir bir öldürür iken, hissiyat ve insanlıktan uzakta yaşayan bu medeniyeti kuranlar, hala birer canavar gibi aramızda yaşıyor ve bizleri parça parçaya böldükleri için onlara bir şey yapamamanın ezikliği ile onların zulmü ve medeniyetsizlik kokan vicdansızlık adilik kokan sistemi altında ezildikçe eziliyoruz. Sağdan soldan, alttan üsten vurduğu acımasız darbelerle, insanları öldürmekten gözünü kırpmayan ve bu zalimlikten kaçarken birlik beraberliğin ruhunu güzelliğini unutanlar, yine birlik beraberlik olmanın özlemi ile yanarken, ilk bulunduğu dala tutunuyor uçuruma doğru düşerken, sağlam zannettiği dal yavaş yavaş kökünden sökülür iken, daha sağlam bir dal bulmanın telaşında o an aklına ”Birlik beraberlik de huzur var diyenlere nasılda burun kıvırdığı o anlar aklına gelirken” sağlam bir dal bulamamanın ıstırabı ile uçurumdan aşağıya düşerken, medeniyet diyerek canavar üretenler sırıtarak uçuruma düşmesini seyrederken, son defa göz göze geldiğinde, gözlerinde feryat eden pişmanlıkla gözlerini kapatarak uçuruma yuvarlanmaya devam ediyor.

Aslında tutunacak bir dal olmalı denildiğinde, insan ağaç mıdır ki, tutunulan dal olsun diyenlere nefret dolu gözlerle bakarken, şimdi nefret dolu gözler feryat ederek, bakış açısının hatta körlüğünün ıstırabı feryadı ile kavrularak yok oluyor. Yuvarlanırken uçurumdan aşağıya ”Ah akılsız, fikirsiz, izansız aklım” gayreti, gayretsizlik olarak anladın, şimdi anlamadığın için uçurumdasın, derin ıstırap dolu vicdan azabı ile vicdansızlığını yaşıyorsun.

Yıllardır medeniyet diye o medeniyetsizler peşinde koştum şimdi terk edildim,cümlelerimi kelimelerimi, giyimimi onlara uydurdum,varlıklarını gönlüme işledim,ama beni en sonunda sırtımdan bıçakladılar,ama fayda etmez artık,şu anda uçurumdan aşağıya düşüyorum,Tutunulacak dal olmadım,o halde Tutunulacak dal aramam da boşuna…Uçurumdan düşerken daha önceki taban tabana zıt olan fikir yapısına inanmış olmanın,net olanın değil de, net olmayanı seçmenin cezasını çekiyorum diye düşünüyordu.

Aslında Medeniyet diyerek, medeniyet sunduklarını sandığımız birere canavar niyetli, suratlarını maskelemiş batılı vicdandan yoksun insanlar topluluğudur. Üstat bu sözü boşuna söylememiş… Birliğimizi, bizliğimizi, dirliğimizi parçalayanlar sadece bizim değil cümle İslam ülkelerinde aynı ve hala biz bunun farkında değiliz. Sendeleyen adımlarımızla, ruhumuzla hala uyanmadan peşlerinde ıstırap çekerek, tüm güzel değerlerimizin elimizden alınmasına seyirci kalarak peşlerinde yürümeye devam ediyoruz.

Müslüman olan bizler için,dinimize fikrimize, zikrimize taban tabana zıt olan düşünce yapısı peşinde koşmamız yerine,güzel dinimiz ”İslam’ın” güzelliğini net ve açık olan fikrini yaşayarak, bu fikirsiz fikirleri medeniyet canavarını, yok ederek rahata ermek yerine, net olmayan puslu fikirsizlik peşinde koşmamız bize azap olarak zaten yetiyor, zihinleri parçalamaları ile benliğimiz kimliğimizi yok ediyor.

 Şimdi kaldık işte garip, tutunacak dalları söktüler bir bir sahtesini koydular süslediler alkışladık, aslında kökü olmayan ağaçları diktiler, sıkıntıya düşünce elimiz uzatınca yerinden sökülerek elimizde kaldı, sahte dallar suni dallar. Kaldık mı garip şimdi, kendi elimiz, fikrimiz ile. Zayıf görünenin en güçlü, güçlü görünenin, güçsüzün hakkını gasp edenin zalim olanın -güçsüz olduğunu bilmeden yaşamak ıstırap olarak yetiyor şimdi-  olduğunu gördüğü halde görmemek, bana bulaşmayan yılan misali içinde olmak, sonunda kulu ve cümlesini uçurumdan aşağıya attırıyor.

“Allah’tan başka dost edinenlerin hâli, kendine bir ev edinmiş olan örümceğin hâli gibidir.
Hâlbuki evlerin en zayıfı örümceğin evidir, eğer bilselerdi.”(Ankebut; 41)

Uçuruma düşerken daha önce kem gözle baktığımız çelimsiz yan komşumuzun uzattığı dala tutunarak çıkarken Allah’ın izni ile gözlerimizde pişmanlık yaşları ile hıçkırıklar içinde komşumuza sarılır iken asıl olanın, kendi kimliğimizin güzelliğini, haysiyet ve onuru korumanın erdemini,”taklitçiliğin” yürek yakan acısını hissederken, birbirlerine sarılan ve sarılması gereken bizler gibi ”Müslüman kimliğimiz ile yaşamak” gayreti içinde olmamızın bilinci ile yaşamayı temenni ediyorum, Önce kendi ruhumuzu bilmek keşfetmek, ne istediğini sormak ona ne lazım geldiğini Nur Kur’an ve sünnette öğrenme ve yaşama arzusu ile olmanın güzelliği ile olmayı Yüce Allah’dan temenni ediyorum. Selam ve dua ile…

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ