İslam Alimi

Şuur Sıçraması 3 . Son Bölüm

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

şş (1)
Bayram
 
-Nasıl endişelenmeyelim. Aldığımız üç kuruşla zar zor ev geçindiriyoruz. Benim kız çocuğu mahalledeki bakkaldan bir oyuncak bebek görmüş iki aydır alamamanın ezikliği içinde, gecenin karanlığında kalkarak sessizce aylardır ağlıyorum. Selman beyin bunu anlaması mümkün değil. Onun kasası nasıl olsa dolu.

Sözünü bitirmeden, gözlerinde yaşlar boşandı. Hızlıca kapının eşiğine giderek, gözyaşlarını sildi. Gözyaşını sildikten sonra hep bir ağızdan konuşarak, ortamı curcunaya çeviren arkadaşlarının yanına gelerek
 
-Artık beni uydurma, asılsız sözlerle kandıramayacak. Karşısına dikilerek, içimdeki tüm birikmiş olan hisleri yüzüne karşı söyleyeceğim, ondan sonra beni işten çıkarırsa çıkarsın. Yetti artık.
 
Ustabaşı haydar
 
-Arkadaşlar, sakın böyle bir şey yapmayın. Ben, gereken ne ise söylerim
 
Bayram
 
-Sen, şimdiye kadar hakkımızı almak için ne zaman bir şey söyledin ki şimdide söyleyesin? Biz burada verdiği üç kuruşla yaşamışız veya ölmüşüz, senin ve Selman beyin umurunda mı? Söyleyin arkadaşlar, bizler umurunda mıyız?

Tüm arkadaşları başları ile tasdik edercesine onaylamak için indirip, kaldırdılar.
 
Bayram
 
-Sanki bize müjde verecekmiş gibi, ne bakıyorsun? Sen bizim hislerimizi ve halimizi anlatmaktan acizsin ustabaşı.
 
Bayram 34 yaşında iki çocuk babası. Gece kondu da oturarak ailesini geçindirmenin telaşında olan düzgün, insancıl samimi bir kalbi olan birisi idi. Gerçi diğer arkadaşları da aynı kendisi gibi ama ustabaşı haydar ve bir iki arkadaşı hariçti. Onlar haklarını aramanın gayretinde iken, ustabaşı ve birkaç yandaşı patrona iyi görünmek adına ona şirin görünmek adına yapmadıkları , alavere dalavere ile şirin görünmek adına her dediğini -sizde haklısınız, çok haklısınız- sözleri ile el pençe divan durarak, şirinlik yaparak olmayan gönlüne ve kalbine girmenin telaşı içinde idiler. Diğer arkadaşlarının durumları, sıkıntıları, hayalleri umurlarında değildi, kendi dertleri ve sıkıntılarının peşinde idiler. Arkadaşlarının hayalleri sonbahara uğramış, solmuş sararmış yaprak gibi solması umurlarında değildi. Bayram ve diğer yirmi kişi kendi, kendi dertlerine sıkıntılarına çare olacak sadelik ve anlayış içinde anlatmak için patronları, Selman beyle konuşmaya karar verdiklerinde ustabaşçıları ve diğer iki üç arkadaşları hep karşı çıkarak köstek olmuşlardı.
 
Bayram hırsla
 
-Arkadaşlar daha ne kadar alçalacak ve alçalmış olacağız vicdansız patronumuz karşısında, toplantıda sessiz kalmayalım, hakkımızı isteyelim, gerekirse bizi işten çıkarsın ben söyleyeceğim.
 
Fabrika bir anda yine sessizliğe büründü, herkes birbirinin gözünün içine baktı. Gözlerinde bu hallerini söyleyecek cesaret yoktu, üzgün ve mahzunda gözler.
 
-Arkadaşlar artık beni üçgen piramit, içine koyarak bu duygu ve hislerime gem vuramayacak, artık o patron denen. Ailemi geçindirmek için verdiği üç beş kuruşu yüzüme çarparak vermeye kalkan bu vicdansız patrona karşı her şeyi anlatacağım, ister arkamda olun veya olmayın.
 
Ustabaşı telaşla bayramı bir köşeye çekerek, nasihatler vererek bu dediklerini yapmaması gerekti hakkında konuşurken bayram ikna olmayan taviz vermeyen kararında olduğu söyleyerek yanından ayrıldı, bir köşede düşüncelere dalarken arkadaşları ise kendi aralarında bu konuşmanın sonucunda neler olacağını veya olmayacağının endişesi içinde, konuşmaya daldılar.
 
Bayram aylardır kız çocuğunun istediği bir oyuncağı alamamanın ezikliği içinde gecenin karanlığında kalkarak sessiz bir köşede ağlayarak sabahladığını, uykusuz aylarca çalışmanın ve haksızlığın karşısında artık susamayacağının kararlığında heyecanla toplantının başlamasını bekliyordu. Çatlak seslerin çıktığı fabrikada ustabaşı ve diğer iki üç yandaşı tılsımlı, tılsımlı gizliden, telaşlı konuşurken diğerlerini göz ucu işe süzerek; vuruşacağız, hesaplaşacağız gibi havalara bürünmüş olarak konuşuyorlardı. Bayramda konuşacaklarını dizi, dizi aklında sıralamanın telaşı içinde Selman beyi fabrikanın kapısında girerken gördü ve görünce de her ne oldu ise biraz önce sıkıntılarda olan bedeni, kalbi ve hisleri genişledi derin bir rahatlamanın tatlı hoşluğu içinde, mest oldu. Patronu Selman Bey değişmiş yüzü ve siması değişmiş olarak görmenin tatlı huzuru içinde kalakaldı. Bir şey söyleyecekmiş gibi yapıp, söylemeyip kaldı. Patronu Selman beyin gözlerinin içi gülüyordu. Fabrikanın havası, bir anda değişti. Şaşırdı kaldı. Her zaman korkunç derecede bakan gözleri, dehşet verici bakışları yok olmuştu. Mülayim olan bu görünüşü karşısında, kılıç başında duran, kabza gibi hissiyatsız ve soğuk, bakışlarla dondu kaldı. Selman Bey içeri girince ustabaşı ve yandaşları koşarak Selman beyi karşılamanın telaşında iken, içlerindeki samimiyetsizliği anlamış olacak ki
 
-Şöyle kenara çekilin arkadaşlar.
 
Sözü ile yerlerine çivilendiler kaldılar. İlerde tek başına duran bayrama bakarak, samimiyetle
 
-Bayram bey, neden ayrı duruyorsun, yaklaş yanıma.
 
Patronları Selman beyin bu samimi ve içten konuşmasının neticesinde hepsi dut yemiş bülbül gibi, derin sessizliğe gömüldüler ve hayretler içinde birbirlerine, anlamsız bakarak bu hitap şekline anlam veremeden ilerde yalnız duran bayrama hep birden bakakaldılar. Hayat bu bazen bildiklerimiz bilmediklerimiz,, bazen de bildiklerimiz bilmediklerimiz olarak karşımıza tatlı bir sürpriz olarak karşımıza çıkıyor.

-Arkadaşlar, biliyorum çalışma hayatınız boyunca hakkınız olan ücreti veremedim sizlere. Çok çalıştınız ve bu çalışmanızın bazen yorucu oldu ve alın terinizin hakkını, alamadınız. Şimdi beni iyi dinleyin muhasebeye emir verdim, bugün herkese maaşının iki katı iki ikramiye ve maaşlarınıza yüzde altmış zam ve bayramlarda bir adet ikramiye ödenmesi, emrini verdim.
 
Etrafta şaşkınlık ve mutluluğun heyecanı içinde, konuşamamanın şaşkınlığı ve heyecanın ile gözlerin birbirine bakışı ve kulakların duyduğuna inanama hayreti mevcuttu.
 
-Biliyorum hakkınızı yedim, bana hakkınızı helal edin. Bundan sonra ustabaşınızı da, bayram beyin olması için sizlere teklif sunuyorum. Haydi, bırakın bu şaşkınlığı ve hayreti, birisi bir şey söylesin?
 
-!
 
Ağızlar suskun, diller suskun kalıyordu böylesine güzel olan gamdan, tasadan uzak olanı iyiliğin farklılığını hissetmenin ve gönüllerin perdesiz buluşması sahnesi karşısında, suskun kalınıp sadece gözler ve gönüllerin mutluluğu ve kalplerin hissiyatını meydana çıkaran gözler konuşuyordu.
 
-Ömrüm oldukça ve sizlerin de ömrü oldukça bu fabrika sizlerindir arkadaşlar beraber çalışacak ve beraberce, gönül gönle kazandığımızı bölüşeceğiz.
 
Bayram oysa neler söyleyecekti, şimdi ise aklında aslı ve esası olmasının mümkün olmayacağının düşüncesi ile aylarca gözyaşı dökerek hayal ettiği, hayallerine kavuşmuştu. Bütün arkadaşları ile beraber kavuşmuşlardı hayallerine. Göz ışıkları ışıl, ışıl olmuştu, çocuğu olmayan kadının bir anda çocuğu olacağı müjdesine nail olmanın müjdesine, hasret çekenlerin kavuşma sevincine- şaşkınlığı içinde- mutluluğuna kavuşmuşlardı.
Son

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ