İslam Alimi

Şuur Sıçraması -2.Bölüm

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

şş (1)
 
Recep bugün uykuya dalmış saat beş de uyanarak Selman beyin kahvaltısını hazırlayamamıştı. Uyandığında saat altı olmuştu. Bedenini korku ve ümitsizlik kaplamıştı. Selman Bey anlayışsızdı beni işten kovacak ben şimdi ne yaparım telaşı ve korkusu tüm benliğin sarmış, eli ayağı birbirine girmiş adeta çivi gibi yere çakılı kalmıştı.  Selman beyin odasının kapısında çakılıp kaldı. Kapıyı çalıp, çalmamak arasında korku ile gitti geldi. İçinde bildiği tüm dualarla rabbine yalvarıyordu. İşsiz kalınca Liseyi okuyan iki oğlu üniversitede okuyan bir kızı ve hasta olan biricik hayat arkadaşı ve eşi Nalân’ın ilaç parasını bulamayarak onu kaybetmenin hüznü ve telaşı ile kalbi yerinden fırlayarak, kilometrelerce uzağa gidip tekrar yerine geliyordu. Tüm bedenindeki hücreleri duyarak ve hissederek dua ediyordu.

Bu anda bilmediği veya aklında çıkardığı bir şey vardı rabbimiz duaları anında işiten ve cevap verendi. Duası bu hissiyatla ağzında çıkar çıkmaz kabul olmuş ve Selman Bey anlayışlı ve merhametli olmuştu, bunu anlamanın tam anı kapıyı çalıp ve o anda görecek olması idi. Ama korkuları bu kapıyı çalmasına ve bildiği bütün bildiklerin inde aslında bilmemiş olduğu gerçeklerdi. Biraz cesaretli olup kapıyı çalsa tüm gerçeği görecekti. “Bu geçişe veya bu geçiş odasına girecek vakit gelmemişti aynı yaşamımızda” ölümle ahir ete” gitmek için geçiş kapısına gitmek için nasılsa ölmemiz gerçeğini bilmemize rağmen, bir türlü ölmeyi istemeyişimiz gibi. Ölümü yakınımızdakine veya genç ölüme herkese yakıştıramadığım ve ölümün yüzü soğuk dediğimiz ölüm aslında ahiret yurduna sonsuz hayata geçişe vesile olan ölüm, gerçek olanı bilmek ve kavuşmak-“bu âlemde yaptığımız iyilik veya kötülüklerin” karşılığını alacağımız âlem” gibidir. Gerçek âleme girişin kapısı olan ölümü görmek ve tüm gerçeklere kavuşmak gibi-“.Bu gerçeği anlamak için kapıyı çalarak içeri girmesi ile tüm korkularının yok olduğu gerçeğini görecekti. Sermayesi paylara bölünen hisse senedi gibi bedeni parça, parça bölünmüş korku ve endişe denizinde boğulmak üzere idi. Aslında ölmeyecek kadar olmuştu bu bekleyiş. Neyi nasıl yapmamanın veya yapmanın karmaşasında geri dönüp haber vermeden, gitmeyi düşündü. Bunu yapamazdı ailesi ve sorumlusu olduğu bir yaşam ve hayatı vardı. İki eli değil tüm elleri, ayakları, gözü, kulağı tüm uzuvları arkasında kelepçe ile bağlanmıştı. Aşikâr olarak bildiği azarı ve fırçayı yiyecek ve işinde kovulacağı gerçeğinin gerçek olup olmadığını bilmek -ölümle yaşam arasındaki o ince iple çekilmiş sırda veya geçişte bekliyordu. Bazen sert olan gidilmesi zamanı gelmeyen geçiş, bezende ummadığın anda kıldan ince olan-Yaşamla ölüm arasındaki ince iple ayrılmış olan gerçeği bilmek-arsındaki ince iple çekilmiş çizginin önünde idi.

Emekli olmasına az kalmıştı, biraz rahat edecekken şimdi ise kabir azabı çekiyordu. Şimdi hesaplı ve ölçülü konuşmazdı Selman Bey, ağzına ne gelirse söylerdi, biliyordu, tüm kötü küfürleri sıraya dizer utanmadan yüzüme karşı söyler diye düşündü. Vücudunu ter ve sıcaklık kaplamıştı ama soğukta kalmış gibide tir, tir titriyordu. Bu hak ve hareketi karşısında hayretler içinde kalmış ve şaşkınlıkla elleri ile bedenini inceleyerek sakin olmasının zamanı olduğu düşüncesi ile kapıyı çalmak için elini kaldırdı, ama eli kapıya gitmedi sanki eli donmuş kast katı olmuştu. Tüm çalışma eşi ve çocuklarının geleceği, bir daha ele geçmeyecek şekilde yok olup gideceğini ellerinde çıkacak olan yola, götürecek olan işten kovulmanın korkusu ile dizlerinin bağı çözüldü yere yığıldı kaldı. Kapıdaki gürültüyü duyan Selman Bey, hemen yerinden kalkarak kapıyı açtı ve kapının önünde yerde baygın yatan hizmetkârı Recebi görünce heyecanlandı. Telaşla kucağına alarak içeriye taşıdı. Nabzına baktı atıyordu. Derin bir nefes aldı. Dolaptaki kolonyayı alarak Recebin ellerine ve alnına sürerek ayılması için sürdü.
 
-Recep bey sana ne oldu? Uyan.
 
Derinden duyduğu alışık olmadığı bu seslenişin etkisi ile gözlerini açtı, bir an düşündü beyninde vurulmuş gibi şaşkınlıkla ağlamaklı olarak.
 
-Öz. özüü. Özür dilerim Selman Bey, vallahi uykuya dalmışım, kahvaltınızı hazırlamayı unuttum. Yalvarırım bana ve aileme acıyın.
 
-Sakin olun recep bey. Sakin olun. Telaşlanma, üzülme ben kahvaltımı yaptım.
 
Otuz senelik çalışma hayatında hiçte duymadığı bu kelimeleri Selman beyin ağzında duymanın heyecanı ile tekrara bayıldı. Uyandığında, Selman beyi karşısında bekler buldu.
 
-Recep bey neden bu kadar telaş içindesin, korkmanıza gerek yok. Şimdi siz burada istirahat edin ben doktoruma haber verdim şimdi gelecek ve sizi muayene edecek.
 
-A…Ama been… Sanıyordum ki…
 
Şaşkınlıktan küçük dilini yutmuştu. Tüm korktukları olmamış, Selman Bey işten kovmamış olgunlukla karşılamıştı. Derinde bir oh çekti -Allah’ım sana şükürler olsun sen her şeye kadirsin duası ile derinden bir huzura erdi.
 
Selman eli ile içinde para dolu çantayı işaret ederek
 
-Recep bey, çantada ihtiyacın kadar para alabilirsin.
 
Recep bu kelimeleri Selman beyin ağzında duyunca ürktü. Hayretler içinde.
 
-Ih. .İhtiyaç. Siz ve ihtiyaç cümlesi… Kelimesi. Allah’ınızı severseniz bu bir şakamı yoksa? Benimle dalgamı geçiyorsunuz, Selman beyefendi?
 
-Hayır, Recep Bey gayet ciddiyim.
 
-Siz ve para vazgeçilmez dostunuz. Size ne oldu? Şuurunuzu mu kaybettiniz? Beni korkutuyorsunuz beyefendi!
 
-Hayır, Recep Bey, şuuruma kavuştum. Kaybettiğim gönlümü ve merhameti, insanlığımı buldum! Bende sizin gibi şaşkınım ve hayretler içindeyim. İhtiyacınız olan kadar alın. Unutmadan çantadaki altınlardan biricik eşiniz ve çocuklarınız içinde alın. Onlar sizin ve çalışanlarım olan sizlerin hakkı ve üzülerek sizleri üzdüğüm ve cefa çektirdiğim için, özür diliyorum. Haklarınız helal edin. Aynı duygularımı biricik eşinize ve sevgili çocuklarınıza da iletin ve onlarda haklarını helal etsinler.
 
Recep hala, bir şeyi diğerinde ayırıcı işareti ve belirgin özelliği olan, gerçeğin ayrılmasındaki işaretin şaşkınlığı içinde, kalbindeki sevinç ve tarifi mümkün olmayan mutluluk içinde çantaya doğru yürüdü. Yürürken de Selman beye, hayretler içinde baka, baka ilerledi elini para destesine atarak ihtiyacı olan para ve altını almanın zevki ile büyük bir minnettarlık içinde Selman beyin, elini öpmek için gözyaşları içinde eğilerek öpmek isterken, Selman bey buna izin vermedi. Sebep olduğu mutluluk ve sevincini ve birden bire çıkan fırtına gibi esen ışıklarla Recebin vücudunu nurla kaplamışçasına ışıkla dolduran ve kaplayan; gönül zenginliğinin mutluluğuna kavuşmanın huzurunu hayranlıkla ve gıpta içinde seyretmeye başladı. Recep anlaşılmaz sevinç anaforunda kıpır, kıpır havalarda uçuyordu. Sanki dili tutulmuş söyleyeceği sözler kelimeler birbirine dolaşmıştı. Selman Bey tebessüm ederek çantayı aldı ve fabrikaya gitmek için yola çıktı. Recep bir paraya baktı bir altınlara baktı ve başını hafitten gülerek salladı. Selman beyi maddi ve manevi karanlıklardan kurtulmaya vesile olan ALLAH-a dua ederken gözlerindeki sevinç gözyaşları akmaya başladı, damla, damla sımsıcak. Bir kötülüğün, iyiliğine veya şuursuzluğun, şuuruna işaret ve delil sunan bu olayın şoku ile gözlerini kapattı, huzur içinde hızla çarpan kalbinin sükûnet bulmasını bekledi.
 
Selman bu yapacağı yeni açılım ve şuurundaki sıçramanın güzelliklerin ayrı kaldığı eşi ve çocuklarına, çalışanlarına anlatmak için acele etmesi gerektiği düşüncesi ile şoförü Süleyman’ın kaldığı küçük evine doğru giderek, otomobile hazırlatarak gitmenin telaşı ile kapıyı çaldı. Kapıyı şoförü Süleyman açtı ve patronu Selman beyi kapıda görünce şaşırdı ve afalladı kaldı.
 
-Bu. Buyurun efendim.
 
-Dur telaşlanma, sakin ol, nedense bugün beni gören şaşırıyor. Geç şöyle otur bakalım.
 
Süleyman da aynı recep gibi şaşkın ve anlamsız kelimelerin kafasında raks etmesinin ve anlam vermemenin şaşkınlığı içinde kanepeye Selman da sandalyeye oturdu Süleyman telaşla oturduğu yerde önünü ilikleyerek kalktı.
 
-Efendim buyurun kanepeye oturun.
 
-Böyle rahatım.
 
Süleyman olacak olan bu ziyaretin sonunu ve Maskat’ını düşünmenin endişesi ve akıbetini düşünürken. Selman
 
-Şimdi beni iyi dinle.
 
-Buyurun beyefendi. Sizi dinliyorum
 
-Bana Selman Bey dersen memnun olurum.
 
Elindeki çantayı masanın üstüne bıraktı.
 
-Gel bakalım çantada ihtiyacın olacak kadar parayı ve altını al, çünkü bunlarda senin hakkın var.
 
Süleyman şaşkınlık içinde çantadaki ve paralara ve ışıl, ışıl parlayan altınlara bakakaldı.
 
-Haydi, dut yemiş bülbül gibi şaşkınlık içinde bakacağına ihtiyacın olanı al.
 
!
 
-Haydi, çabuk ol işlerim var. Karşımda güçsüzlük içinde durma, haydi.
 
Süleyman gözü önünde olan bu olayın şaşkınlığında ihtiyacı olan kadar para ve altını aldı. Minnettarlık içinde elini öpmeye doğrulurken, Selman izin vermeden elini çekti.
 
-Sen benim yanımda yatılı kalıyorsun ve ailen ayda bir ziyarete gidiyordun değil mi?
 
-Evet efendim!
 
-Efendim yok artık, şimdi aileni alıp buraya getiriyorsun ve bundan böyle bu ev ve eşyalar artık sizin. Ben gerekeni yapacağım için rahat olsun.
 
Şaşkınlık ve afallamanın sersemliği içinde
 
-Ben… bi… Benim mi?
 
Selman büyük bir mutluluk ile
 
-Evet.
 
Süleyman’ın kalbi sevinçten havalara uçuyordu
 
-Çok, çok teşekkür ederim. ALLAH sizden razı olsun.
 
Selman Bey yaptığı hünerli ve marifetli işin karşılığını almanın hazzı içinde
 
-Tamam, sakin ol. Rahatla. Ben şimdi arabayı alıp fabrikaya gidiy…
 
Selman lafını bitirmeden Süleyman mutluluk ve şevkle
 
-Ben şimdi arabayı hazırlarım, efendim.
 
-Sakin ol ben kendim giderim. Sen bir hafta izinlisin git aleni alda gel, sende ailende rahata ersin. Haydi, göreyim seni. Ha bu arada sizleri çok üzdüm hakkınızı helal edin.
-Helal olsun.
 
Lafın gerisini duymadan kapıdan elinde çantası ile çıktı.
 
Üzerine çökmüş ve sinmiş olan bu iyiliğin kokusu, şuur sıçramasını güzelliği hissediliyor ve hatta dokunulduğunda bile belli olacak kadar, belli oluyordu. Yüzüne nur gelmişti. Korkunç sahra gibi olan eski yaşantısında bir iz ve eser kalmamıştı. Sevinç ve neşeden oynayan bir eda ile otomobilin kapısını açtı ve direksiyona geçti. Hezimete ve bozguna uğramış, haddini bilmez yaşantısında kurtulmanın saadeti ile kontak anahtarını çevirerek önce eşi ve çocuklarını görmek için yola çıkmak için aydınlanmış; şenlendirilen, sevinçli yolunda devam etmek için direksiyonu çevirerek yola çıktı.
 
Eşi Nazan’ı eski evinin kapısında kendini bekler buldu. Süleyman ve Recep Bey olanları anlatmış olmalı diye düşündü. Yoksa aylardır küs olarak ayrı yaşıyorlardı ve evlilik hayatında eşi Nazan Hanım, hiçbir zaman kapıda hayretler içinde olan görüntüsü ile karşılamamıştı kendisini. İçeriye girdiler beraberce. Başından geçenleri ve değişen hayatını ve duyguların büyük bir mutlulukla anlattı eşine. Nazan’da büyük şaşkınlık ve hayretler içinde dinledi ve derin düşüncelere daldı. Selman
 
-Hayatım, bunda şaşırılacak o kadar fazla bir şey yok.
 
-Nasıl şaşırılacak bir şey yok diyorsun? Bana ve çocuklarıma çektirdiğin onca eziyet…
 
-Tamam, sus artık. Gerisini biliyorum. Lütfen geçmişten konuşmayalım artık, geleceğimiz olan güzel günlere bakalım artık.
 
!
 
İplik fabrikasında makineler tam gaz çalışıyordu. Ustabaşı şalteri aşağı indirerek makineleri susturdu. Fabrikayı bir anda sessizlik kapladı.
 
-Arkadaşlar Selman Bey, birazdan toplantı yaparak yapacak, herkes toplansın.
 
Mehmet
 
-Yine ne anlatacakmış, ustam haberin var mı?
 
Ustabaşı daha cevabını vermeye hazırlanırken. Yaşar biliyormuşçasına
 
-Ne konuşacak, yine krizde olduğumuzu, kısımlarda küçülmeye gidilmesi gerektiği zırvası ile bize verdiği beş kuruş maaşımızı kesecek veya birkaç masum arkadaşımızı işten çıkaracaktır.
 
Fabrikayı bir anda korku ve endişe kapladı. Herkes kimi çıkaracak, yoksa benimi çıkaracak endişesini yüreğinde hissederek kendi aralarında konuşmaya başladı. Kimin ne söylediği belli değildi. Ustabaşı
 
-Arkadaşlar sessiz olalım, ne konuşacağı belli değil.
 
Derken kendisi de endişe ve merak içinde idi. Gerçi tüm arkadaşları gibi değildi. Gerekirse gider eteğini öper yalvarırım beni işten çıkarmasın düşüncesi içinde iken
 
-Arkadaşlar, endişelenmeyin.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ