İslam Alimi

İslam dininde tevekkül

Tevekkül sözlükte anlam olarak “güvenmek, yaslanmak, dayanmak, işi bir başkasına teslim etmek” gibi anlamlara gelmektedir. Terim olarak ise tevekkül kelimesi, niyetlenen hedefe erişmek için gerekli olan bütün maddi ve manevi sebep ve vesilelere başvurduktan ve elden gelen her şeyi yapıldıktan sonra yüce Allah’a güvenmek ve işini Allah’a bırakmak anlamına gelmektedir.

Örneğin bir çiftçi öncelikle ekin zamanında mahsul alacağı tarlasını ekin için hazırlar ve sonra ise alacağı mahsulün tohumu ekerek sular. Sonra ise mahsulüne zarar verebilecek bütün bitkiler için tarlasını itina ile ilaçlar. Şüphe yok ki bu yapılması gerekenlerin yapılması gereklidir. Çiftçinin bu yapması gerekenleri yaptıktan sonra işini Yüce Mevla’ya ısmarlaması İslam dininde tevekkülün gereğidir. Çiftçinin yapması gerekenleri yapmadan “Kader de ne var ise o olur” gibi bir tutumla hareket etmesi yüce dinimiz olan İslam dininde yer alan tevekkül konusu ile uzaktan ve yakından bir alakası bulunmamaktadır.

İslam dinine mensup olan her Müslüman için Tevekkül konusu, insanın kadere olan inancının bir gerekliliğidir. Tevekkül sahibi olan bir insan elinden geleni yapmış, yüce Allah’a gönülden teslim olmuş ve kaderine razı olmuş kimsedir. İnsanların bir kısmının düşündüğü gibi kadere iman etmek vede tevekkül sahibi olmak tembellik, miskinlik gibi vasıflara sahip olmak değildir, hatta bunların tam aksine elden geleni yapılabilecek en güzel bir çaba ve itina ile yaparak yüce Mevla’ya teslim olmaktır. Zira teslim olan her Müslüman bilir ki yüce Mevla’mız daima kulunun iyiliğini ister ve asla zulüm etmez.

Çok bilindik ve güzel bir örnektir ki örneğin bir insan gerekli olan ilaçları kullanılmadan tedavi olamaz. Fakat bununla birlikte şifayı veren ilaç değil yüce Mevla’mızdır. Dolayısı ile ilaç kullanmakta aslında bir Müslüman için tevvekküldür. Zira kul ilaç kullanarak Rabbine ben elimden geleni yaptım, şifayı verecek olan ise ancak sensin diyerek Rabbine karşı tevekkülünü göstermektedir. Dolayısı ile tevekkül, çalışarak çabalamak, ve bu gereklilikleri yapar iken yüce Allah’ın kulu ile her daim beraber olduğunu hatırdan çıkarmadan işini yüce Allah’ın sonsuz ilmine ve iradesine bırakmaktır.

Kuran ı Kerimde bir ayeti kerimede tevekkül ile alakalı şöyle buyrulmaktadır.

“…Kararını verdiğin zaman artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever” (Âl-i İmrân 3/159) (ilgili ayetler, bakınız. Âl-i İmrân 3/122, 160; el-Mâide 5/11; et-Tevbe 9/51; İbrâhim 14/11; et-Tegabün 64/13; et-Talâk 65/3).

Bu ayeti kerimede Mevla’mız kullarının yalnızca kendisine güvenmelerini öğütlemiş ve tevekkül eden kuluna ise yardım edeceğini bildirmiştir.

Hazreti Peygamber efendimiz yanına bir gün bir bedevi gelmiştir ve Efendimize devesini başı boş salarak Allah’a (c.c) tevekkül ettiğini söylemiştir. Peygamberimiz ise bu olayın üzerine gelen bedeviye şöyle buyurmuştur.

“Önce deveni bağla, Allah’a öyle tevekkül et” (Tirmizî, “Kıyamet”, 60)

Bu hadis i şeriften de anladığımız üzere tevekkül önce tedbiri almak sonra ise yüce Mevla’mıza teslim olmaktır. Tevekkül kul iççin aslında bulunmaz bir nimettir. Zira kul acizliği ile bir çok işe hatta ince manada hiç bir işine güç yetirememektedir. Bu bağlamda acizliğini bilen bir kul tevekkül ederek işini ilmi, kudreti sonsuz Mevla’sına ısmarlayarak büyük bir rahata kavuşmaktadır.


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ