İslam Alimi

Peygamberi Tanımak ve İtaat

İçerisinde yaşadığımız yüzyıla bilim, iletişim ve medeniyet çağı deniliyor. Bu çağın insanlarınada medeni insanlar deniliyor. Bilim ve iletişim çağ atlamış olabilir ama yaşadığımız çağın insanları için medeni demek gerçekten zor, hatta imkansızdır. Neden zor olmasın ki kendilerini medeni olarak tanıtan batı topluluğu, dünyanın her yerinde biz Müslümanların üzerine, akbabalar gibi çökmüş, etimizi kemirip, kanımızı emiyor. İslama ve Müslümanlara düşmanlıkları zirvede olan bu ehli küfür ve onların yerli işbirlikçileri her yönden İslama ve Müslümanlara olan saldırıları sınır tanımıyor. Savaş yoluyla kan dökerek yok etmeye çalıştıkları yetmiyormuş gibi edebiyat, sanat ve düşünce özgürlüğü adı altında yazdıkları kitaplarla, karikatür ve filmleriyle kutsal değerlerimize saldırıp hakaret ediyorlar. Geçen senelerde peygamber efendimize (sav.) saldıran bir karikatüristin ve kendini bilmez bir papazın Kur’an-ı Kerim’i yakması hepimizin bildiği şeylerdir.

Peygamberi Tanımak ve İtaat Nasıl Olmalı?

İçerisinde yaşadığımız yüzyıla bilim, iletişim ve medeniyet çağı deniliyor. Bu çağın insanlarınada medeni insanlar deniliyor. Bilim ve iletişim çağ atlamış olabilir ama yaşadığımız çağın insanları için medeni demek gerçekten zor, hatta imkansızdır. Neden zor olmasınki kendilerini medeni olarak tanıtan batı topluluğu, dünyanın her yerinde biz Müslümanların üzerine, akbabalar gibi çökmüş, etimizi kemirip, kanımızı emiyor. İslama ve Müslümanlara düşmanlıkları zirvede olan bu ehli küfür ve onların yerli işbirlikçileri her yönden İslama ve Müslümanlara olan saldırıları sınır tanımıyor. Savaş yoluyla kan dökerek yok etmeye çalıştıkları yetmiyormuş gibi edebiyat, sanat ve düşünce özgürlüğü adı altında yazdıkları kitaplarla, karikatür ve filmleriyle kutsal değerlerimize saldırıp hakaret ediyorlar. Geçen senelerde peygamber efendimize (sav.) saldıran bir karikatüristin ve kendini bilmez bir papazın Kur’an-ı Kerim’i yakması hepimizin bildiği şeylerdir.

Şimdide ABD de çekilen, İslama ve Müslümanlara hakaret içerikli bir filmle bize karşı olan kinleri, düşmanlıkları ve saldırıları devam ediyor. Batıyı, Avrupayı ve Amerikayı bu konuda yadırgamamız gerekir çünkü, gavur gavurluğunu yapıyor. Gavurun işi, dün İslama saldırmak olduğu gibi bugünde İslama saldırmaktır. Değişen bir durum yok. Burada yadırganacak olan biz Müslümanların içinde bulunduğu gaflet uykusudur, dostundan düşmanından haberdar olmamasıdır. Çünkü yeri geldiğinde kardeşlerimize sıkılacak olan kurşunun parası bile bizim cebimizden çıkıyor.Yine Örnek olarak namaz vaktinde mola vermeyen, sadece tuvalet için durabiliriz diyen otobüs firmalarıyla yolculuk yapmamamız, aynı şekilde İslami hassasiyetleri olan kardeşlerimize başörtüsü veya namaz konusunda sıkıntı çıkaran markalara paralarımızı vermememiz gerekir. Nasıl onlar dini hassasiyetleri olan kardeşlerimizi çalıştırmamayı prensip edinmişlerse bizde bilinçli Müslümanlar olarak o başörtüsüne sarılmalı, onlarla alışveriş yapmamayı prensip edinmeliyiz.

Yine elin Amerika’sı filmiyle İslama saldırıyorsa, bizde İslama sımsıkı, dahada iştahlı sarılarak, Peygamberimizin sünnetinin gereğini yerine getirerek, hayatımızı peygamberimizin (sav.) Sünnetine uydurarak en büyük tepkimizi ortaya koymalıyız. Her türlü imkanımızı İslamı yaşamak ve bu dini yaşatmak için seferber etmeliyiz. İslamı ve Müslümanları savunmak ve Peygamber (sav.) Efendimizin örnek hayatını dilimizin döndüğünce birbirimize anlatmalıyız. Rasulullah (sav.) Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O rahmet peygamberinin ümmeti olmakla şereflenen günümüz Müslümanlarında, rahmet ümmeti olmalı, kafirlere acımalı ve cehenneme doğru giden yolun önüne geçip onların cehenneme gitmelerini elinden geldiğince engellemelidir. Nasıl ki kendini yakmak için üzerine benzin döken bir insanı görünce, hemen harekete geçip onu engellemeye çalışırız. İşte kafirler de, kendini cehenneme atmak için koşan insanlar gibidir. Müminler bunların önüne geçmeli, yalvarmalı ve yanmaları engellenmelidir. Güneş gibi, pislikleri kurutan, gül gibi güzellikleri saçan, su gibi yanmış topraklara can katan rahmet ümmeti olmalıyız.

“Kişi, sevdiğiyle beraberdir” buyuran Peygamberimiz, (sav.) insanın sevdiği işlerle, kendisinin arasındaki sevgisinden söz eder. Leyla ile Mecnunun, Kerem ile Aslının isimleri bugün yaşıyorsa, birbirine olan sevgilerinden dolayı yaşıyordur. Ebu Cehilin ve Firavunun adını günümüze taşıyan, yine sevdalarıdır, adı küfür bile olsa. Tarih boyunca bütün ümmetler, inandıkları peygamberlere sadece iman etmekle değil, özellikle onların davalarını desteklemekle ve gösterdikleri yolda yürümekle mükellef olmuşlardır. Hatta onlara iman etmenin, onlara ümmet olmanın anlamı da budur, yani onları desteklemektir, onların Allah yolunda yardımcıları olmaktır. Bir Peygambere iman ettikten sonra onun davasının hakim olması için ayrıca onu desteklemek, dinin çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Kıyamet gününe kadar kendisinden başka Peygamber gelmeyecek olan Hz. Muhammed’in (sav.) Ümmeti için, O’nun davasını desteklemek başlı başına bir görevdir. İslamın kıyamete kadar yaşamasının anlamı budur. Yani bütün bunları Allah’u teala bizzat Müslümanların eliyle, onların göstereceği gayretle sürdürecektir.

Bir insanın Peygamberini tanımaması onu gönderen Allah’a ihanettir. Bir Müslümanın, gereken vazifesini ve ibadetlerini yerine getirmemesi; tüm Müslümanlara, ibadet edilen Allah’a cc. ve Resulüne hainliktir. Çünkü Müslümanlık, Allah’a ibadet etmenin bir sözleşmesidir. Bu sözleşmede; Allah’ın hükümlerine, Kuran’a ve Peygamber sünnetlerine saygısızlık yoktur! İtaat vardır… Hainlik yoktur! Teslimiyet vardır. Bugün, biz Müslümanız deyip te; Allah’a düşmanlık edenler, peygamberine sahip çıkmayanlar, ne kadar imanlıdırlar dersiniz?. Bugün, biz müminiz deyip te; ibadet tanımayan, namazsız, niyazsız ve amelsiz insanlar, ne kadar Müslümandırlar dersiniz? Kıymetli kardeşlerim ! Her şeyin bir ispatı vardır. İman da bir ispattır, ispatlanmayı ister ve ispatıda ameldir. Allah’ın düşmanlarını, Allah’tan daha çok sevenler, imanlarını nasıl ispat edebilirler ki? Allah’ı sevmeyenleri ve Allah’ın sevmediklerini sevenler, imanlarını ne kadar ispat edebilirler ki? Bunu iyi düşünmemiz gerekir.

Hiçbir zaman unutmamamız gereken bir konuda “hangimizin daha iyi amel işleyecek diye Allahu tealanın hayatı ve ölümü yarattığıdır”. Hak ile batılın davası kıyamete kadar devam edecektir. Allah’u teala bir kafirin eliyle de olsa nurunu mutlaka tamamlayacak ve yeryüzüne İslamı hakim kılacaktır. Burada biz Müslümanlar için önemli olan Allah’a ve Rasülüne itaat ederek bu imtihanı kazanmaktır. Rabbimizin bizim yardımımıza ihtiyacı yoktur.  Biz dinimize yaşayarak ona sahip çıkarsak bizim menfaatimize olur ve bu şekilde imtihanı kazanmış oluruz İnşaallah.


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ