İslam Alimi

Nurlu İslam’ın Nurlu Yolcuları Hazreti Osman- Zinnûreyn-3-

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

hlf
Allah’ım sen büyüksün ve her şeye Kadirsin
Hazırlanın dostlar O Resulün dostlarını anlatayım yine
Bir mevsime ve iklime gireceğiz yine
Dünyanın sırtını omzunda taşıyan yine
Bilirsiniz parıltılı bir gülüş olur dostların gözlerinde
Allah’ın parıltılı göz ile yarattığı sadık dost idi
Onu görünce kalplerde şahlanış olurdu öyle bir dost idi
Böğre değince bir peygamber eli işte bu o dostun böğrü idi
Peygamberin eli idi, tıpkı Hz Ebubekir Sıddık, Hz Ömer bin hattap
Hz Ali bin Ebu Talib gibi, Peygamberin eli idiler
Orta boylu, buğday benizli, şanlı bir zat idi
Hilmi ve hayâsı pek fazla idi.
Allah yolunda evini, barkını,
malını, mülkünü ve ticaretini bırakıp,
Habeşistan’a hicret eden Sonra Medine’ye de hicret eden idi
Diğer halifeler gibi bütün malını ve mülkünü Resulullah ve İslamiyet için feda eden idi
Âlemlere Rahmet peygamberinin sadık dostu
İslam Âleminin üçüncü halifesi zinnüreyn
Geldiğinde ırmağı coşturacak ve çoğaltacak dost idi
Kulağa fısıldanan rüya idi
Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden idi
Ve Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) damadı idi
Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biri idi
Hazreti Osman, ilk Müslüman olanların beşincisi idi
Zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi
İslâmiyet gelmeden önce Hazreti Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi
Ona karşı içten bir sevgi duyar, iş hususunda da görüşüp konuşurlar idi.
O da Hazreti Ebû Bekir gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuş idi
 
Hazreti Ebû Bekir Müslüman olduktan sonra
Hazreti Osman da onun teşviki ile Müslüman olan idi.
Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır Benim kâhin bir teyzem var idi
Bir gün onun evine varmıştım bana dedi ki Sana bir hatun nasip olacak ki,
Ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun, ne de o, senden önce bir erkek görmüş olur
Güzel yüzlü ve zahide bir hatun olup,
bir büyük Peygamber kızı olsa gerektir ben teyzemin bu sözüne hayret ettim
Yine bana dedi ki bir peygamber geldi O’na gökten vahiy nazil oldu, ben dedim ki
Ey teyzem, böyle bir sır, şehirde hiç duyulmadı diyen o dost idi
O halde bu sözü açık söyle o zaman teyzem dedi ki,
Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi denilen o dost idi
Halkı dine davet eder çok zaman geçmez ki,
O’nun dini ile âlem nurlanır O’na karşı gelenin başı kesilir denilen o dost idi
Teyzemin bu sözleri, bana çok tesir etti endişeye düştüm,
Ebû Bekir (radıyallahüanh ) ile aramızda büyük bir dostluk var idi
 
Ebû Bekir ( radıyallahü anh ) bana dedi ki,
Ya Osman sen akıllı bir kimsesin denilen o dost idi
Hiç görmez ve işitmez ve bir şeye fayda ve zarar vermez,
olan bir kaç taş ilâhlığa nasıl lâyık olur diye söylenilen o dost idi
Ben, doğru söylüyorsun, teyzemin sözü gerçektir diyen o sadık dost idi
Hazreti Ebû Bekir, Osman’a ( radıyallahü anh ),
İslâmiyet’i anlattıktan sonra O’nu Resûlullah’ın ( aleyhisselâm ) huzuruna götürülen idi
Peygamberimiz, Hazreti Osman’a şöyle söylenen idi
Ya Osman Hak Teâlâ seni Cennete misafirliğe davet eder
Sen de icabet eyle! (Kabul et) Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim
Hazreti Osman Resûlullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle,
söylediği sözler karşısında kendinden geçip,
büyük bir şevk ve teslimiyetle iman eden ve Müslüman olan idi
 
Hazreti Osman Müslüman olduktan sonra,
diğer Müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğrayan idi
Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapılan o dost idi
Müslüman olduğu için amcası,
onu ip ile belinden ağaca bağlayıp,
yoruluncaya kadar kırbaç ile döver idi.
O bütün işkencelere sabreder hep kelime-i şehadet okur idi
Müslüman olduktan sonra, Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) kızı Rukıyye ile evlenen idi
Bu bakımdan O’na Peygamberimizin ( aleyhisselâm )
iki kızıyla evlenme nimetine kavuşmuş olduğu için,
iki nur sahibi manasına “Zinnûreyn” denilen idi
 
Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan biri de Hazreti Osman idi
Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp, ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret eden idi
Bu ikinci hicretten sonra Mekke’ye dönüp, son olarak Medine’ye hicret eden idi
Böylece dini uğruna üç kere hicret eden idi
Hazreti Osman, Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) vahiy kâtibelerinden idi
Güzel yazar, güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatip idi
Kalbi Allah’ın evi gibi olan o idi
Daima Kur’an-ı kerim okur, ondan çeşitli meseleler çıkarırdı
Kur’an-ı kerimi hıfzı (ezberi) çok kuvvetli idi
Allah’ın parıltılı gözü ile yarattığı sadık dost idi
Namazda bir rekâtta bütün Kur’an-ı kerimi okuyan dört kişiden biri de Hazreti Osman idi
 
İslâmiyet yayılmaya başlayınca, her taraftan Müslümanlar çoğalıp Medine’ye geliyor idi
Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) mescidi dar gelmeye başlamış idi
Bunun üzerine Resûlullah ( aleyhisselâm ),
Bizim mescidimizi biraz olsun genişleten,
Cennete gider buyuran o Resule o şöyle söyleyen idi
Hazreti Osman, Ya Resûlallah, malım mülküm sana feda olsun
Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum diyen idi
Mescidi genişletti ve bütün masraflarını karşılayan idi
Bunun üzerine “Allah’ın mescitlerini ancak,
Allaha, ahiret gününe inanan,
namaz kılan, zekât veren ve yalnız Allahtan korkan kimseler tamir eder
İşte hidayet üzere bulunanlardan,
oldukları umulanlar bunlardır mealindeki,
Tövbe suresi on sekizinci ayeti nazil olan ayete nail olan idi
Hz Ömer bin hattabın Vefatından sonra üçüncü halife o idi
12 sene hilâfet makamında kalan Hazreti Osman, cesur idi.
Hiçbir felâket karşısında sarsılmamış idi, iman ile idi
Bunun için halifeliği de başarılı geçmiş idi
Bilhassa halifeliğinin ilk yılları,
İslâm tarihinde altın bir devir teşkil eden,
Ebû Bekir ve Ömer ( radıyallahü anh ) devirlerinin bir devamı idi
Devrinde birçok fetihler yapılmış idi
Hazreti Osman herkese lâyık olduğu vazifeyi verir idi
Güvendiği kimselere ve yakınlarına verir, ziraat aletleri de temin ederek çalıştırır, idi
Millete çok toprak kazandırarak ziraatı geliştirip, bağlar, meyve bahçeleri yetiştir idi.
Kuyular kazdırıp, kanallar açtırır idi
Arabistan’ın kuru toprakları onun zamanında en bereketli yerler gibi olmuş idi
Emniyet ve huzur da böylece kendiliğinden meydana gelmiş idi
Hanlar, misafirhaneler yaptırmış idi
Ticaret ve nakliyatta kolaylık da, bunlara bağlı olarak gelişmiş idi
Mal, servet artıp iş hayatı canlandıran idi
Onun zamanında Medine’de tarla sürmeyen, bağ yetiştirmeyen kimse kalmamış idi
Bu bereketi ve huzuru gören Eshâb-ı kiram, Hazreti Osman’ı çok takdir edilen idi
Hazreti Osman’ın hizmetlerinden biri de,
Hazreti Ebû Bekir’in bir araya toplattığı,
Kur’an-ı kerim nüshasından, altı nüsha daha yazdıran idi
 
Büyük İslâm merkezlerine göndermesidir bu bakımdan,
Ona Naşir-ül-Kur’ân (Kur’ânın yayıcısı) denilen idi
Rabbim Ahir Fetih edilen memleketlerin ahalisi de seve, seve,
Müslüman olmakla şereflendiklerinden idi
İslâm nüfusu pek artmış, milyonları aşmış idi
Rabbim ahirette komşu eyleye cümlemizi
Burada fitnenin ilk tohumlarını atılınca, sebeiyye fırkasını ortaya çıkaran
Müslümanlar arasında Eshab-ı kiram düşmanlığını ilk aşılayan,
Yahudi dönmesi Abdullah bin Sebedir,
“Sebeiyye” denilen sapık yolun yolcusu olan bu din düşmanı
Kurduğu gizli teşkilâtla, cahil ve başıboş,
Mısır Kıptilerini aldatarak bir çapulcu alayı topladı
Asilerden on üç bin kişi,
Medine-i münevvere şehrini sarmağa kadar ileri gidip,
halifeye, hilafetten çekilmesini teklif etmişler idi
 
Osman (radıyallahü anh) ise, (Server-i âlemin ( aleyhisselâm )
bana giydirdiği elbiseyi, elimle çıkarmam) diye buyuran idi
Sahabe-i kiramın ve Tabi’in-i kiramın hepsinin içtihatları da böyle idi
Fakat asiler ikna edilemedi
Hicretin otuz beşinci senesinde Medine’ye gelerek, Hazreti Osman’ın evini kuşatılan idi
Muhasara, kırk gün devam edilen idi
Hazreti Hasan ve Hüseyin ile Talh ( radıyallahü anh ) halifenin kapısında nöbet tutulan idi
Eshâb-ı kiramın büyüklerinden,
Abdullah bin Selâm hazretleri buyuruyor ki,
Muhasarada bulunan Hazreti Osman’ı ziyaret etmek üzere yanına gittim Selâm verdim
Hazreti Osman selâmımı aldı oturdum,
az sonra Hazreti Osman Kardeşim bu gece rüyamda şu pencereden,
Resûl-i Ekrem’i gördüm bana diyen o dost idi
Osman seni muhasara ettiler öyle mi? diye sorulan o dost idi
Ben de Evet ya “Resûlallah” dedim Resul-i Ekrem
Seni susuz bıraktılar, öylemi?
Diye tekrar sorulan idi Ben de Evet ya Resûlallah diyen idi
 
Bunun üzerine Resul-i Ekrem
bana bir bardak su verdi ve ben de o suyu içen idi,
Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına kandım içtim diyen idi
Sonra Resûl-i Ekrem bana,
İstersen seni onlara galip getirelim,
istersen iftarı bizim yanımızda yap buyrulan idi
Ben de Resûl-i Ekrem’in yanında iftarı tercih ettim diyen idi
Hazenü’l-Kuşeyrî diyor ki Abdullah bin Selâm, Hazreti Osman’ın evinden ayrıldıktan sonra
Osman ( radıyallahü anh ) evini saran adamların karşısına çıktı ve onlara
Sizi benim üzerime teşvik ve tahrik eden o iki kişiyi getirin göreyim diyen idi
Kızıl deve veya eşek gibi iki adam Osman’ın ( radıyallahü anh ) karşısına çıktı.
Hazreti Osman Size Allah ve Resulüne yemin verdirerek soruyorum,
Resûl-i Ekrem Medine’ye geldiği vakit,
Rûme kuyusundan başka içilecek tatlı su bulunmadığı için,
Rûme kuyusunu kim satın alır,
kendi kovasını Müslümanların kovası ile beraber tutarsa,
Cennetteki kovası bundan hayırlı olur buyurduğu vakit,
bol para verip onu satın alan ve millete vakf eden ben değil miyim?
Şimdi siz ondan,
hatta bir bardak acı sudan olsun beni men’ ediyorsunuz dedi,
onlar evet doğrudur dediler
Sonra yine Hazreti Osman,
Allah ve İslâmiyet hakkı için size soruyorum,
darda olan İslâm ordusunu tamimiyle kendi servetimden teçhiz etmedim mi? diye sordu
 
Onlar evet doğrudur dediler,
Hazreti Osman Allah ve İslâmiyet adına size yemin verdiriyorum,
mescit Müslümanlara dar geldiği vakit
Resûl-i Ekrem Cennette daha hayırlısını almak üzere,
falancanın arsasını kim alıp mescide ilâve eder?
Buyurduğu vakit onu satın alıp mescide katan ben değil miyim?
Böyle iken, şimdi siz benim mescitte namaz kılmama mâni oluyorsunuz dedi,
Onlar evet, doğrudur dediler.
 
Hazreti Osman Allah ve İslâmiyet adına yemin verdirerek soruyorum
Resûl-i Ekrem, Ebû Bekir,
Ömer ve benimle Şebir dağında otururken,
dağ sallanıp taşı yuvarlandığı ve Resûl-i Ekrem taşı ayağıyla itip Ey Şebirdağı dur
Zira senin üzerinde bir peygamber,
bir Sıddık ve iki şehitten başka kimse yoktur Buyurmadı mı? Diyen idi
Onlar Vallahi doğru söylüyorsun dediler bunun üzerine,
Hazreti Osman “Allahu Ekber” diye tekbir aldıktan sonra
Kâbe’nin Rabbi hakkı için şahit olun ki, ben şehidim diyen idi
Daha sonra asiler, komşu duvarından aşarak içeriye girdiler,
Osman ( radıyallahü anh) oruçlu olup, Kur’ân-ı kerim okuyor idi huzurlu idi
Asiler Hazreti Osman’ın üzerine saldırıp şehit, edilen idi
Bu arada, hanımı Naile ( radıyallahü anha )’nın da parmakları kesildi
Abdullah bin Selâm, Hazreti Osman’ın şehit edildiği esnada yanında bulunanlara
Hazreti Osman son olarak o esnada ne dedi? Diye sordular
Dediler ki Hazreti Osman”
Ya Rabbi Ümmet-i Muhammed arasındaki tefrikayı kaldır ve kendilerini birleştir”
diye üç kere dua eden idi
 
Abdullah bin Selâm diyor ki Hazreti Osman o şekilde dua etmeseydi,
Kıyamete kadar Müslümanlar bir araya gelemezdi denilen idi
Asiler, Osman’ın ( radıyallahü anh ) evini soydular
Devlet hazinesi olan beyt-ül-malı da yağma ettiler
Medine-i Münevvereyi kana buladılar
Halifenin cenazesi üç gün defn edilmedi
Nihayet Zübeyr bin Avvâm ( radıyallahü anh )
Ve on yedi kişi cenaze namazını kıldıktan sonra,
Baki mezarlığına defn edilen idi
Allaha karşı elden ne gelir idi, böyle yazmış ise
Veren Odur, seni bizden alanda Odur, kaderi yazanda o idi
Bir gölgelik bu dünya oda bir gölge idi tüm İslam âlemine gölge idi
Hazreti Osman şehit olduğu zaman 82 yaşında bulunuyor idi.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ