İslam Alimi

Nurlu İslam’ın Nurlu Yolcuları- Hazreti Ömer Hattaboğlu Ömer-2

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

peyg ve hlfAllah’ım sen büyüksün ve her şeye Kadirsin
Hazırlanın dostlar O Resulün dostlarını anlatayım yine size
Nurlu yolun yolcularıdır yıldızlar gibi karanlıkta yol gösteren
Mekânı gülistan eyleyen O Resulün dostu
Muştu dolu gelecek ile dolu gönüllü ile
Yol idiler tüm insanlığa imanları ile
Yer ile gök arasında adaleti ile kopmaz bir bağ idi imanı ile
Kalbine imanın kanadı değinen idi
Gün ortasında tatlı bir rüzgâr gibi gönüllere esen idi imanı ile
Irmak gibi berrak ırmak gönüllere
Gönül dostları sıcak sevgi pınarı idi gönüllere akan imanı ile
Coşkun akan ırmaklar gibi imanı ile gönüllere akan idi imanı ile
Şenlikli barış sürüsü güvercin, gönüllere uçan ve konan ve adaletle imanı ile
Adaletsizliğin perdesini yırtan idi adaleti ile açandı imanı ile
Bir mevsime ve iklime gireceğiz yine
Dünyanın sırtını omzunda taşıyan yine
Bilirsiniz parıltılı bir gülüş olur dostların gözlerinde
Allah’ın parıltılı göz ile yarattığı sadık dost idi
Onu görünce kalplerde şahlanış olurdu öyle bir dost idi
Böğre değince bir peygamber eli işte bu o dostun böğrü idi
Peygamberin eli idi, tıpkı Hz Ebubekir Sıddık, Hz Ömer bin hattap
Hz Ali bin Ebu Talib gibi, Peygamberin eli idiler
 
Adaletin timsali Hattaboğlu Ömer
Hz Ebubekir’den sonra ikinci halifemiz
Nefsini bağlamayan zincirler
İman ile nefsini bağlayan iman zinciri ile gelen
Çileyi sinesine bağlayan İslam için Çileyi çeken
Yalın Ayaklı imana koşan idi
Hz. Hamza’nın Müslüman olması üzerine,
Mekkeli müşriklerin telâş ve endişeleri had safhaya gelmişti
Müşrikler ve başı gazap ordusunun kumandanı gibi
Bedeninde vefasızlığın kokuşmuş nefesi,
Azat olmuş atlar gibi dörtnala kişnemekte
Bedenleri, yürekleri taş ve topraktan kireç
Kurumuş ve çatlamış dillerinde nankörlükle kişnemekte
Zülüm ün doğumunda niyetler, gözler,
Eller kalpler mahkûm merhametin yokluğunda,
Prangalı yokluğun pençesinde
Zülüm un sancısında doğum yapan kalpler
Nankörlük kuyusunda pislik, pislik kokar
 
Dilde beklenen merhamet kelimesi lal olmuş kokar,
Kokar irin, irin kokar
Gözler çaresizlikte bakar arar
Gelen muştulu yolcuyu ve yolcusunu ve dostunu
Çığlık, çığlık merhametin ispatını bekler gözler muştuyu,
 
Yolcuyu, yolcusunu ve dostunu
İnsanlıkları musalla taşında,
Sallanan koltuklarının telaşında kıskançlık,
Vefa vefasızlığın anaforuna kapılmış
Münafık nefislerinin nefesinde can çekişmekte
Bağırışı idi imansızların ıkınışları,
çığlıklar idi yüreklerini tırmalayan soluksuz bırakan imansızların sesleri idi
Soluksuz kalacak kılacak olan bilinmeyendi,
bilinenin ve gönderilen bilinenin bilinmeyen olarak,
soluksuz iman ile dönüşü idi Ömer bin hattap
Dile yansıyan acıların yok olan güçlerinin ve zulümlerinin acı seslenişi idi
Bitişi idi zulümlerin ve koltuklarının yerle bir oluşu idi
Merhamet dilemeyen ve merhameti bilmeyen gözlerin,
gözlerine Merhamet kılıcı ile şiş sokulmasının sancısı idi Ömer bin Hattap
Beklenen muştu idi ve gelen yolun yolcusunun yolcusu olan,
 O Resul Ve Resulün yolunda beraber yolcu olan,
o yolcu ve dostu idi, yoldaki yoldaşı ve dostu idi Ömer bin Hattap
 
Gözlerinde tedirginlik, dehşet kol geziyor öbek, öbek Fersiz idi görmeyen ve kör olan gözleri,
Gözler tedirgin zincire bağlasan durmaz imansızlık akar öbek, öbek oluk, oluk
Olacak olayların sonunu merakla bekleyen nefesler soluk, soluk
Akacak kanlar birazdan belki oluk, oluk
Hz. Hamza’nın Müslüman olması üzerine, Mekkeli müşriklerin telâş ve endişeleri
Dilleri kör kurşun yemiş gibi lal olmuş
Kör kurşun yemiş yürekleri deli dana gibi böğürmekte
Kırık dal olmuş
Kör kurşun, serseri kurşun yemiş gözler sancısında ıstırabın har olmuş
Çaresizliğin Dehlizinde
Şaşkın, baygın, solgun
Güçsüzlerin feryadını imanlı gönüllere de duyulan,
ve insanlığı yok etmeye giden ve duyulan feryatları,
kendilerini yok edecek olanı, iman ile buluşunca yok eden
Mümin gece gündüz Allah’ı razı etmek için çalışır, münafık nefsini razı etmek için çalışır
Mümin iyiliği emreder ve kötülüğü sakındırır, münafık iyiliği unutturur kötülüğü çağırır
Mümin ibadeti yalınız iken, münafık kalabalık iken güzeldir
 
Mümin övüldükçe,
münafık övülmedikçe kızar,
ayetleri ve kutsi hadisleri şiar edinenlerin savaşı başlamak üzere idi
Diller ve gözler ve nefesler ve Mekke bekler Merhameti ve Âlemlere Rahmetin dostunu muştu ile
Münafıklar olacak olanı beklerken ve gönderirken merhametin yolların kapamaya,
O Ömer bin Hattap‘ı, Resulün Kanını canını alması için
Beklenenin diğer olacak yüzünü bilmekten aciz ve zavallılar
Tüm feryatları imansızları ve merhametsizleri,
imanı ile O Resul ile yok edecek gönüldü Ömer bin Hattap
Elinde kılıcı ile o Resul öldürmek için yola çıkan ve yolda iman ile şeref bulan
Bilinenin, bilinmeyen yüzünün gün yüzüne çıkması idi
Parmakla gösterilen kahramanlardan biri de Müslüman olmuş, iman ile şereflenmişti
Resûlullahın saflarında girmişti
Bu beklenmedik olay, müşrikleri, büsbütün çileden çıkardı, imansızlıkları had safhaya gelmişti
Hz. Ömer bu sırada daha Müslüman olmamıştı Gezerken son derece sinirli Mekke sokaklarında
Bir gün, Resûlullah efendimizi,
gördüğü yerde öldürmek niyetiyle evinden çıkan idi Hattaboğlu Ömer’di
 
Sevgili Peygamberimizi Mescid-i Haram’da namaz kılarken buldu,
namazın bitmesini isteyerek, dinlemeye başlayan Ömer’di
Habîb-i Ekrem efendimiz, El-Hakka sure-i şerifini okuyordu
Hattaboğlu Ömer, Peygamber efendimizin okuduklarını hayranlıkla dinleyen Ömer’di
Ömründe böyle güzel sözler duymamıştım diyendi
Bunu kendisi, sonradan şöyle anlatır
Dinlediğim bu sözlerin belâgatine, düzgünlüğüne,
derli topluluğuna hayran olmuş, niçin geldiğimi unutmuştum diyendi
Bu hâdiseden sonra, kalbimde İslâm’a karşı bir istek hâsıl oldu diyendi
Bu hâdisenin, Hz. Ömer’in Müslüman olmasında mühim tesiri olan iman ile tanışan idi
Çünkü kalbini yumuşatmış,
Müslüman olmasına zemin hazırlamıştır İman tohumu yeşermeye başlamıştır
Hz. Hamza’nın Müslüman olmasından üç gün sonra, Ebû Cehil, müşrikleri toplayıp derki Kin ile
Ey Kureyş Muhammed, putlarımıza dil uzattı,
Bizden önce gelen atalarımızın Cehennemde azâb gördüklerini, bizim de oraya gideceğimizi söyledi
Aslında koltuğu sallanıyordu, zulümden zevk alıyordular
Dil hecelerde lal olmuş anlamsız konuşan yönünü bilmeyen
Duanın kaynağı kurusa dilde çıkan gönülde merhamet yok eder kurur zihinler
Bilmezle dolar Ukba iman ile dolar bilmezlerdi, bilemezlerdi
Kulağın iyilik melekleri sağırdı yanlarında
Susku
 
Gönüllerde iman, iman kelimelerine heceye oruç,
harfe oruç tutan imanlı gönüller, iman ile buluşan kelimeler
İmansızlığın tüm harflerini Allah için bütün harfini Kurban eden Ömer bin Hattap
Onu öldürmekten başka çare yoktur
Onu öldürecek kişiye, yüz kızıl deve ve sayısız altın vereceğim dedi
gözleri fal taşı patlak,
dehşet sancısına düşmüş gözlerde yanan ateş yanan Ebu cehil ve yandaşları
Kendilerini yakacak olan bu ateşten habersiz Imansızlar
Yanmaz dağ gibi volkan gibi kaynayan kalpleri yaratan Rabbimin,
onlara sönük verdiği kalplerin ve isten kokan kokusu ile kokuşması idi bu konuşma
Gözlerde perde kalmayan
Gözlerde perde kalkan iman ile buluşan Ömer bin Hattap
Bir anda Hattaboğlu Ömer’in kalbinden,
İslâm’a olan istek kayboldu ve yerinden fırlayarak dedi ki:
Bu söze çok hiddetlenen Hz. Ömer kılıcına sarıldı:
Yoksa sen de mi onlardansın? Önce senin işini bitireyim diyendi
Nuaym bin Abdullah cevap verdi ve dedi ki
Sen benimle uğraşacağına, kardeşin Fâtıma ile enişten Saîd’in yanına git
Onlar, çoktan Müslüman oldular Sen önce kendi yakınların ile uğraş
Hayır, onlar Müslüman olamazlar diyendi bir an
Bana inanmazsan, git evlerine, kendilerine sor denildi
 
Hayatta her şeyi bildiğini sananlar
Olayların tek yüzünü bilenler
Olayların diğer yüzünü bilmeyenler zavallılar
Bilemezlerdi olayın diğer yönünü
Bunun üzerine Hz. Ömer, kardeşini merak edip, öfkeyle hemen evlerine gidendi
O sıralarda Taha suresi yeni nazil olmuş, eniştesi Saîd ile kız kardeşi Fâtıma bunu yazdırıp,
Hz. Habbâb bin Eret adındaki sahabeyi evlerine getirmiş, okuyorlardı huzur ile
Hattaboğlu Ömer, kapıdan bunların sesini duyandı, Kapıyı çok sert çalandı
Onu, kılıcı belinde kızgın görünce, yazıyı saklayıp, Hz. Habbâb’ı gizlediler
Sonra kapıyı açtılar İçeri girince sordu Adaletin timsali
Ne okuyordunuz, Bir şey okumuyorduk denilendi
Hayır, okuyordunuz İşittiğim doğru imiş Siz de O’nun sihrine aldanmışsınız diyendi
Bu işi Hattâboğlundan başka yapacak yoktur diyen, olayların diğer yönünü bilmeyendi
Haydi, Hattâboğlu Görelim seni Bu işi senden başka yapabilecek kimse yoktur diye öne sürülendi
Hattâboğlu Ömer, kılıcını kuşanarak yola düşendi
Giderken Nu’aym bin Abdullah’a rastlayandı
Yolda Nuaym bin Abdullah kendisine sordu ki
Ya Ömer, böyle şiddet ve hiddetle nereye gidiyorsun denilendi
Milletin arasına nifak sokan, kardeşi kardeşe düşüren bir kimseyi öldürmeye gidiyorum diyendi
Ya Ömer, güç bir işe gidiyorsun Onun Eshâbı çevresinde pervane gibi dönmektedir
Ona bir şey olmasın diye titremektedirler Onun yanına yaklaşıp, zarar veremezsin denilendi
 
Hz. Saîd’i yakasından tutup, yere atandı Kardeşi,
efendisini kurtarayım derken, onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirendi
Yüzünden kan akmaya başladığını görünce, kardeşine acıyandı
Fâtıma’nın canı yanmış, kana boyamış olandı
Fakat iman kuvveti, kendisini harekete getirip, Allah’u telâya sığınarak dedi ki
Ya Ömer Niçin Allahtan utanmaz,
ayetler ve mucizeler ile gönderdiği Peygamberine inanmazsın?
İşte ben ve zevcim, Müslüman olmakla şereflendik,
Başımızı kessen de bundan dönmeyiz denilendi
Sonra Kelime-i şahadeti okudu,
Hattâboğlu Ömer, kız kardeşinin bu imanı karşısında birden yumuşadı ve yere oturdu
Yumuşak sesle dedi ki
Hele şu okuduğunuz kitabı çıkarın diyendi, gözlerinde süzülen iki damla yaş ile
Sen temizlenmedikçe, onu sana vermem denilendi
Ömer bin Hattap gusül abdesti alandı,
Ondan sonra Fâtıma, ayet-i kerime yazılı sahifeyi getirdi,
Ömer bin Hattâb güzel okurdu, Taha suresini okumaya başlayan idi
 
Kur’an-ı kerim ile kalbini gitgide yumuşatılan idi
(Göklerde ve yeryüzünde ve bunların arasında ve yedi kat toprağın altındaki şeyler hep o’nundur) [Taha: 6] mealindeki âyet-i kerimeyi okuyunca, derin, derin düşünceye dalandı
Dedi ki
Ya Fâtıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar, hep sizin taptığınız Allah’ın mıdır diyendi
Evet, öyle ya! Şüphe mi var denilendi
Ya Fâtıma! Bizim bin beş yüz kadar altından,
gümüşten, tunçtan, taştan oymalı, süslü heykellerimiz var Hiçbirinin, yeryüzünde bir şeyi yok diyendi
Şaşkınlığı büsbütün artan idi. Biraz daha okuyan idi
(Allah’u Teâlâ’dan başka ibadet edilecek, tapılacak hak bir ilâh, bir ma’bûd yoktur
En güzel isimler o’nundur) [Taha: 8] mealindeki âyet-i kerimeyi düşünen idi
Taşlaşmaya başlayacak kalplerin pamuk gibi pamuk olması
İman ile Rahmetin gönlüne oluk, oluk yağması buluşma muştusu idi şu anda Ömer bin Hattap ile
Hakikaten, ne kadar doğru diyen idi
Habbâb bu sözü işitince, gizlendiği yerden fırladı ve tekbir getirdikten sonra müjdeyi verdi
Müjde ya Ömer! Resûlullah efendimiz Allah’u telâya dua ederek,
“Ya Rabbi! Bu dini, Ebû Cehil yahut Ömer ile kuvvetlendir,
buyurdu İşte bu devlet, bu saadet sana nasibi olandı Hattap Ömer idi
 
Bu âyet-i kerime ve bu dua,
Hattâboğlu Ömer’in kalbindeki düşmanlığı silinen ve süpürülendi
Hemen Resûlullah nerede? Beni, Resûlullah’a götürür müsünüz? Diyen idi sevinç ile
Kalbi, Resûlullaha tutulmuştu aşk ile iman ile
Hiçliğin perdesinin yırtılması idi şu anda ona olan
Tüm dört halifelerimizde aynı olan bu olayların gönülde meydana gelmesi ve iman ile buluşması idi
Ömer bin Hattâb’ın Resûlullahı görmek için yola çıkan idi heyecanla
Resûl-i Ekrem, Hz. Erkâm’ın evinde Eshâbına nasihat veriyordu
Hattâboğlu Ömer’in geldiği, Erkâm’ın evinden görülen idi
Kılıcı da yanında idi
Heybetli, kuvvetli olduğundan, Eshâb-ı kiram, Resûlullahın etrafını sardı Hz. Hamza dedi ki
 
Ömer’den çekinecek ne var, iyilik ile geldi ise, hoş geldi denilen idi
Yoksa o kılıcını çekmeden başını uçururum diyilen idi
Resûlullah efendimiz buyurdu ki Yol verin, içeri gelsin denilendi,
İmana gel ya Ömer, denilmek için beklenilen idi
Dilde hecelere dil, gönüllere adalet,
merhametle nurla süzülen ve beklenen Ömer bin Hattap idi
Ömer bin Hattap idi bakışları değiştiren adaleti ile
 
Cebrail aleyhisselâm, daha önce,
Ömer bin Hattâb’ın iman etmek için geldiğini ve yolda olduğunu haber verilen idi
Böylesine fazilet ve iman timsali adalet ve iman sahibi idi
Gelmeden önce imanı haber verilen idi
Âlemde hiç kimseye nasip olunmayan bir hal idi bu hal ve haber
Resûlullah efendimiz, onu, tebessüm buyurarak karşılan idi
Ömer bin Hattâb, Resûlullahın önünde diz çöken idi gözyaşı ile iman ile.
Resûlullah efendimiz, onu, kolundan tutup buyrulan idi:
 
İmana gel, ya Ömer denilendi muhabbetle, merhametle
O da temiz kalp ile Kelime-i şahadeti söyleyendi
Eshâb-ı kiramın, sevinçten söyledikleri tekbir sesleri göğe yükselttiren idi imanı ile imana gelmesi ile
Hz. Ömer, Müslüman olduktan sonraki hâlini şöyle anlatan idi
Müslüman olduğum zaman, Eshâb-ı kiram, müşriklerden gizlenir ve ibadetlerini gizli yaparlar idi
Bu duruma çok üzüldüm ve Resûlullaha sual edendi
Ya Resûlallah! Biz hak üzere değil miyiz diyen
Evet. Allah’u telâya yemin ederim ki, ister ölü ister diri olunuz, muhakkak hak üzerindesiniz denilen idi

Ya Resûlallah! Mademki biz hak üzerinde, müşrikler de batıl yoldadırlar, o hâlde ne diye dinimizi gizliyoruz diyen idi
Vallahi biz, din-i İslâmı, küfre karşı açıklamaya daha haklı ve daha layığız diyen idi
Allah’u Teâlâlın dini, Mekke’de, hiç şüphesiz üstün gelecektir diyen idi iman ile
Kavmimiz bize karşı insaflı davranırlarsa ne âlâ, yok taşkınlık etmek isterlerse, kendileriyle çarpışırız diyen idi
Ya Resûlallah Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’u telâya yemin ederim ki,
hiç çekinmeden ve korkmadan,
oturup İslâmı anlatmadığım bir müşrik topluluğu kalmayacaktır diyen idi iman ile
Artık ortaya çıkalım diyen idi
 
Kabul buyurulunca, iki saf hâlinde dışarı çıkıp,
Harem-i şerife doğru yürüyen idi en ön safta imanı ile,
Safların birinin başında Hamza,
diğerinin başında olan idi Sert adımlarla, toprağı un edercesine, Mescid-i harama giren idi
Kureyşli müşrikler, bir bana, bir Hz. Hamza’ya bakıyorlardı diyen idi iman ile
Beni bilen bilir diyen idi imanı ile
Hz. Ömer’in bu gelişi gören, Ebû Cehil ileri çıkıp, “Ya Ömer! Bu ne hâldir diye soru sorulan
Olayların tek yönünü görmesini sadece imansızlık ile bilen Ebu cehil
Olayların diğer yönünü bilmekten aciz olayın bu yönünde habersiz olan,
Ebu cehil nerden bilsin bu gelişi
Hz. Ömer hiç aldırış etmeden Kelime-i şahadet getiren idi imanı ile
Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammed en abdühû ve resûlüh diyen idi imanı ile korkusuzca
Ebû Cehil ne diyeceğini şaşırtan idi. Donup kaldırtan idi imanı ile
Hz. Ömer bu müşrik güruhuna dönerek diyen idi imanı ile
Ey Kureyş! Beni, bilen bilir Bilmeyen bilsin ki, ben Hattâboğlu Ömer’im
Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen yerinden kıpırdasın diyen idi imanı ile
Kımıldayanı, kılıcımla doğrayıp yere sererim diyen idi imanı ile
Bunun üzerine Kureyşli müşrikler, bir anda dağılıp, oradan uzaklaştıran idi imanı ile
Böylece, ilk defa Harem-i şerifte açıktan namaz kıldırtan idi imanı ile
 
Hz. Ömer, haksızlık karşısında çok hiddetli idi,
Olduğu gibi, adaletin yerine getirilmesinde de o kadar şefkatli idi
Bu yüzden adaleti ile meşhur olmuştur idi imanı ile
Bir gün at satın almak istedi. Atı tecrübe etmek niyetiyle biniciye verdi.
Ata binen kimse, koştururken, at tökezleyip kazaya uğradı.
Hz. Ömer atı satıcısına geri vermek istediğinde, satıcı almadı.
Sonunda durum, Kadı Şüreyh hazretlerine intikal etti. Kadı sordu:
At, sahibinin izniyle mi koşturuldu?
Hz. Ömer dedi kI
Hayır, ben denemek için koşturdum.
Atı almak mecburiyetindesiniz denilen idi
Şayet at sahibinin rızası ile tecrübe edilseydi, sahibine iade edilebilirdi
Fakat siz sahibinden izin almadığınız için geri veremezsiniz,
atı almak mecburiyetindesiniz denilen idi
Hz. Ömer Hak ve adalet hususunda boynumuz kıldan incedir,
deyip atın bedelini veren idi imanı ile.
Hz. Ömer, sonu pişmanlık olan iş yapman idi imanı ile.
Onun zamanında, Müslümanlar İslâmiyet’i İran içlerine kadar yaydılar imanı ile
Derki Bir şey için ağlarım pişmanlık duyarım ve Bir şey için gülerim HZ. ÖMER
Cahiliye devrinde yaptığımız şeylerden biri var ki aklıma geldiğinde kendimi tutamaz ağlarım
Biri de var ki aklıma geldiğinde kendimi tutamaz gülerim. Sorarlar Ya Ömer Bunlar nelerdir diye sorulan idi
Aklıma geldiğinde ağladığım şey bizler cahiliye döneminde kız çocuklarını bir zulüm eziklik utanç sebebi sayardık
Bunun içinde onlardan kurtulmak için her yolu denerdik birinin kızı olduğu zaman o insanla alay edilirdi
Aha Bakın bunun kızı olmuş derdik
Benimde bir kızım olmuştu Belli bir yaşa kadar onu büyüttüm
Bir gün onu götürüp bir çukur kazdım Onu içine yatırdım ve üzerini toprakla kapatıyordum
Diri, diri gömdüğüm o masum yavrucakta benim elbisemdeki tozları kiri minik elleriyle temizliyordu
Ben ise bu kadar babasına düşkün evladımı gömmeye devam ettim ve o masum yavruyu,
diri diri gömerek öldürdüm
 
İşte bu olay karşısında duygulanır ve ağlarım diye pişmanlıkla anlatan idi
İslam ve iman ile tanışıp bundan dolayı çok pişmanlık duyan ve gizli, gizli ağlayan idi
Günah gelmişse onu tövbeden, pişmanlıktan başka ne yıkar,
tövbeden başka ona ne fayda sağlar bilendi
İranlı meşhur kumandan Hürmizân,
teslim olmamak için çok direndi, fakat hayatının tehlikeye girdiğini görünce teslim oldu
Hz. Ömer, huzuruna çıkartılan Hür Mizan’a sordu
Bize söyleyeceğin bir şey var mıdır?
Var Fakat önce ölecek miyim, kalacak mıyım bunu bilmem lâzımdır diye sorulandır
Konuş, sana zarar gelmeyecektir.
Ey büyük halife, önceleri biz İranlılar siz Arapları öldürüyor,
zorla mallarınızı ellerinizden alıyorduk
Ne zaman ki, Allah size peygamber gönderdi
Ondan sonra bizim üstünlüğümüz sona erdi Siz aziz, biz zelil olduk
Hz. Ömer, Enes bin Malik’e soran idi
Ne yapalım bunu diye
Öldürmeyelim, Çünkü arkasında büyük bir kalabalık vardır
Belki onlar, ileride Müslüman olabilirler
 
Fakat o, Resûlullahın kıymetli arkadaşlarını şehit etti Onu sağ bırakmamız uygun olur mu diyilen idi
Ya Ömer bunu öldürmememiz lâzımdır Çünkü Konuş sana benden zarar gelmez diye söz de vermiştin.
Hz. Ömer, kim tarafından söylenirse söylensin, doğru sözü hemen kabul eden idi imanı ile
Enes bin Malik hazretlerinin bu sözleri üzerine, onu öldürmekten vazgeçen idi
Birçok sahabenin şehit olmasına sebep Hür Mizan’ın hayatını bağışlayan idi
Halife Hz. Ömer zamanında, bir ticaret kervanı gelip,
gece Medine’nin dışına konakladı,
Yorgunluktan hemen uyudular
Bu sırada, herkes uyurken,
Halife Hz. Ömer, şehri dolaşıyordu
dolaşma esnasında bunları görülen idi
Hz. Ömer, Abdurrahman bin Avf’ın evine gelip, yatağından kaldırarak buyurdu ki
Bu gece bir kervan gelmiş. Hepsi kâfirdir, Fakat bize sığınmışlar
Eşyaları çoktur ve kıymetlidir
Yabancıların, yolcuların bunları soymasından korkuyorum Gel, bunları koruyalım diyilen idi
Abdurrahman bir Avf cevap verdi ki
Çok iyi olur, çok güzel düşünmüşsün, hemen geliyorum diyilen idi
Sabaha kadar nöbetleşe, bu kervanı bekleyenler idi imanı ile
Sabah namazında mescide gittiler
Kervanda bulunan bir genç, o sırada uyanmıştı
Bunları takip edip, arkalarından gitti
 
Soruşturup, kendilerine bekçilik eden şahsın Halife Hz Ömer ile arkadaşı olduğunu öğrendi Gelip,
arkadaşlarına şöyle anlattı şaşkınlıkla ve hayretle
Arkadaşlar! Sabaha kadar iki Müslüman’ın bizi bekleyip,
eşyalarımızın çalınmasına mâni olduğundan haberiniz var mı?
Müslümanların başka işi yok da, bizi mi koruyacaklar,
üstelik bizim Hiristiyan olduğumuzu biliyorlar.
Hem de kim korudu biliyor musunuz diye heyecanla
Kimmiş denilen idi imanı ile
Müslümanların Halifesi Ömer denilendi gözyaşı ile
Sen yanlış görmüşsündür denilen idi
Halifenin, gecenin bu vaktinde burada işi ne denilen idi
O sarayında kuş tüyü yatağında yatıyordur denilen idi
Sizin gibi önce ben de inanamadım diyen idi
Sonra nasıl inandın diye sorulan idi
Sabah olup ortalık aydınlanınca, buradan ayrıldılar
Ben de merak edip arkalarından gittim diyen kişi heyecanla
Camiye girdiler Yolda karşılaştığım birisine,
Bu kim” diye sordum. Halifemiz Ömer diye cevap verilen idi
Daha ne duruyoruz diye koşulan idi imanı ile
Bu konuşmaları dikkatle dinleyen kafile halkı, derin bir sessizliğe büründüren idi
Kimsenin konuşacak, bir şey söyleyecek hâli dilleri lal eden idi imanı ile.
Uzun süren bir sessizlikten sonra, içlerinden biri sessizliği bozduran idi imanı ile
Daha ne duruyoruz,
bu hâl İslâmiyet’in gerçek din olduğuna delil olarak yetmez mi dedirttiren idi imanı ile
Diğerleri de bu söze katıldılar
Roma ve İran ordularını perişan eden, adaleti ile meşhur yüce Halifenin,
bu merhamet ve şefkatini görerek,
İslâmiyet’in hak din olduğunu anladılar ve seve, seve hepsi Müslüman oldular idi
 
Hz. Ömer, adaleti uygularken;
Kurban-ı Kerim’in ahlakının gereği olarak,
herkese eşit davranmış; soyluluk, zenginlik, akrabalık,
makam gibi unsurların adaleti engellemesine kesinlikle
İzin vermeyen idi
İdaresi altındaki topraklarda adaletin katıksız bir biçimde uygulanması için her türlü önlemi alan idi
Her zaman Müslümanlara karşı büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket etmiştir
 Tarihi kaynaklara göre bu konuda,
“Fırat kıyısında bir deve helak olsa bile bundan kendimi sorumlu bilirim
” sözü meşhur sahibi idi imanı ile
Hz. Ebu Bekir (ra) de ona eğer Rabbim sorarsa,
 ‘insanların en hayırlısını halife bıraktım’ diyeceğim demişti diyilen idi imanı ile.
 
Adalet deyince Hz. Ömer (ra)’i hatırlaması bir zuhul eseridir
Zira Ömer bunu kendi başına yapmış değildir
Yaptığı sadece, İlâhî prensiplerde mevcut bulunanı devlet hayatına aktarmaktır.
İslâm, henüz suç işlenmeden gerekli tedbiri almış, müntesiplerini uyarmıştır Islam
Hz. Ömer (ra)’in bu bağlamda yaptıkları ise,
suç işlenmesinin önüne geçme tedbirlerini aldığı gibi,
suçun işlendikten sonra da tekrarını engellemişti imanı ile İslam ile
Sabah namazında Ebu Lü’lü ilk saflar arasından sıyrılarak,
yenine sakladığı iki başlı bir hançeri Hz. Ömer’e saplamaya başlatılın an idi
Gazap ordusunun soytarı köpeğini uşağı olan kuruyasıca eller ve elden çıkan hançer
İmansız ellerin musalla taşında nankörlük kokan eli ve elden çıkan hançer
Altı hançer darbesi vuran
Ebu Lü’lü bunlardan birini o koca halifenin göbeğinin altına isabet ettirilen idi
Zaten Hz. Ömer’i de öldüren bu darbe idi
Hz. Ömer yaralarından kan akar vaziyette evine götürülen idi
Bir ayılıp bir bayılan ve ölüm helecanları içinde ömrünü tamamlamaya çalışan
Emini’l-Mü’minîn ayıldığında namazı kılmadığını hatırlar ve
“namazı terk edenin İslâm’dan nasibi yoktur” sözünü sık, sık tekrar eden idi imanı ile
Katilinin kâfir bir köle olduğunun bildirilmesi karşısında da
“Benim ölümümü, iman sahibi olduğunu ileri süren,
bir kere olsun secde etmiş olan kimsenin eliyle kılmayan Allah’a Hamd olsun” diyen idi
Allah yolunda evini, barkını, malını, mülkünü ve ticaretini bırakan idi imanı ile
Diğer halifeler gibi bütün malını ve mülkünü Resulullah ve İslamiyet için feda eden idi
Ve cennetle dünyada müjdelenilen ve cennete giden idi
Âlemlere Rahmet peygamberinin sadık dostu
İslam Âleminin ikinci halifesi ÖMER BİN HATTAB idi,
Adaletin timsali ikinci büyük halifesi idi imanı ile gidendi cennet âlemine
Geldiğinde ırmağı coşturacak ve çoğaltacak dost idi diğer halifeler gibi
Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden idi
Ve Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) dostu idi
Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biri idi
Hazreti Osman, ilk Müslüman olanların içinde idi imanı ile
Zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir adaletli bir cemiyet insanı idi
İslâmiyet gelmeden önce Hazreti Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi
Ona karşı içten bir sevgi duyar, iş hususunda da görüşüp konuşurlar idi.
O da Hazreti Ebû Bekir gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuş idi
İslâm tarihinde altın bir devir teşkil eden
Ebû Bekir ve Ömer ( radıyallahü anh ) devirlerinin bir devamı idi
Devrinde birçok fetihler yapılmış idi
Allaha karşı elden ne gelir idi, böyle yazmış ise
Veren Odur, seni bizden alanda Odur, kaderi yazanda o idi
Bir gölgelik bu dünya oda bir gölge idi tüm İslam âlemine gölge idi
 
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)
 
12.05.2103: 03.00
13.05.2013:19:50
 
Ankara – sincan


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ