Ahlak

Niyet Hayır, Akibet Hayır

Allah Teâlâ, bizim kalplerimize, niyetlerimize ve bu niyetleri gerçekleştirmekteki gayretimize bakar. Kişi, niyeti istikametinde bir iş veya davranışı gerçekleştirmeye kast etmiş fakat muvaffak olamamışsa, Allah onun bu teşebbüsünü mutlaka dikkate alır.

Yani hayırlı bir işe niyet ettik ancak Allah nasip etmedi, yapamadık, bu durumda Rabbimiz sırf sahip olduğumuz güzel niyet sebebiyle o işte sanki muvaffak olmuşuz gibi bize sevap verir.

Bir Abidin Örnek Niyeti

Anlatıldığına göre İsrailoğulları içinde âbid biri vardı. Halkın, büyük bir açlık ve kıtlık çektiği bir dönemde, yolda giderken büyük bir kum tepesine rastladı ve kendi kendine:

“Eğer şu kum yığını yiyecek olsaydı, onu Allah rızası için şu insanlara dağıtır, açlıklarını giderirdim!” diye içinden geçirdi.

Bunun üzerine Allah Teâlâ zamanın Peygamberine şöyle vahyetti:

“Falan kişiye git ve ona de ki “Allah senin sadaka verme niyetini kabul etti. Senin bu güzel niyetini mükâfatlandırdı; şayet o kum yığını un olsaydı ve sen onu dağıttığında elde edeceğin sevap ne ise o, amel defterine yazılmıştır!”

İşte anlattığımız kıssada güzel niyet gerçekleşmedi ancak Allah gerçekleşmiş gibi sevap verdi.

Peygamberimizin Niyet Hakkında Sözeri

Konumuza örnek olan bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı can-ı gönülden isterse, yatağında ölse dahi Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.”

Allah Teâlâ’nın, bütün samimiyetiyle “şehit olayım” diye kendisine yalvaran kişiyi ‘yatağında ölse dahi’ şehitler makamına çıkarması da fiile dönüşmese bile samimi niyetin kıymetini anlamak için kâfidir.

Niyet Halis ve Samimi Olunca Akibet Hayır Oluyor

Dolayısıyla dinimizde halis niyetin, samimi bir gayret kadar değerli olduğu; bir iş için gönülden verilen doğru kararın ya da zihinden geçirilen iyi planın en az o işi gerçekleştirmek kadar anlam taşıdığını asla unutmamalıyız.

İyi düşünmek ve iyi niyetli olmak, insana hem bu dünyada hem de ahirette huzur ve mutluluk getirir.

Davranışlarında her zaman ahireti tercih eden Peygamber Efendimiz (s.a.v), bizimde fiillerimizde geçici ve kısa olan dünyaya değil, sonsuz ve ebedi olan ahirete öncelik vermemizi arzu eder.

Bununla birlikte O, amellerin sayısının değil, amellerdeki niyetin önemli olduğunu öğretirken, niyette de hiçbir dünyevi karşılık gözetilmeden sadece ve sadece Allah’ın hoşnutluğunun esas alınması gerektiğini şöyle vurgular:

“Kim, Allah için sever,
Allah için nefret eder,
Allah için verir,
Allah için engel olursa,
imanı kemale ermiştir.”

Anlatıldığına göre kıyamet günü bir kul, Allah’ın huzuruna getirilince sağ eline verilen amel defterinde hac, umre, zekât ve sadaka gibi birçok ameller görür ve içinden: “Bunların hiç birini ben işlemedim, herhalde bu benim amel defterim değil.” der.
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Oku, o senin amel defterindir. Çünkü sen, ömrün boyunca:

“Keşke param olsaydı da hacca gitseydim.
Keşke param olsaydı da zekât ve sadaka verebilseydim.
Keşke Allah yolunda savaşabilseydim.” der dururdun.

Ben de niyetinde samimi olduğunu bildiğim için yapmayı arzuladığın o amellerin sevabını sana yazdım.”

Bu itibarla başta ibâdetler olmak üzere bütün hayırlı amellerimizden sevap elde edebilmek için onları sadece Cenab-ı Allâh’ın rızâsını kazanma niyetiyle yapmamız gerekir. Bu da, ancak ihlâs ve samimiyetle olur.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun…

Niyet Hayır, Akibet Hayır Hakkında Hocamızın Videosu

Murat Toksöz

Hafız olan yazarımız şu anda İmam Hatip olarak dini görevini sürdürmektedir. Sitemizde ve youtube kanalından takipçilerine bir çok faydalı bilgiler sunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu