İslam Alimi

Nefisi ve Şeytani Bakış Nedir?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

İnsan yaratılırken, meleklerden ayıran özelliği “Nefsi” ile yaratılırken, Kendisi veya özü, dünya ve ahiret hayatına bakan maddi manevi gözü olan bu nefis, istekleri ve manevi güç, arzu, yücelik… İstekler, istekler şeklinde sıralanabilinir… Hayatın devamı için gerekli olan istekler, lakin nefsi başıboş bırakmadan, onu gerçek hayat iksiri ve doğru yola götüren onu temizleyen bir Rehberin gözetimine verilmediği takdirde veya o merkeze sabitlenmediği zaman, başıboş bıraktığımızda aşırı anlamsız vakitsiz, insan hakkını gasp eden, sadece kendini düşünen istekler ile gündeme gelir ki buda onu şeytanın esiri yapar, kulu, cimri, hasetçi, nankör, vefasız, sapıtmış yolunu kaybetmiş, şehvet peşinde koşan bir insan yapar. Kulu kendi özünden uzaklaştırarak Allah yolunda, nur Kur’an ve nur sünnet yolunda uzaklara atarak, Merhametli, candan seven, sevdiklerini koruyan, imanlı olmanın huzuru ile cennete taşıyan gönül ve gözlerden bakışlardan uzaklaştırarak, nefis ve şeytanın nefret dolu, şehvet, nankörlük dolu gözü ile cehenneme taşıyan gözleri ile baktırır.

Göz, en büyük nimet onu korumak ve iman dairesinde tutmak her Müslüman’ın görevidir. Göz, görüntüleri alarak kalbe aktaran bir penceredir. Göz ve kulak iman dairesinde gerçek bir koruma ile muhafaza edilmezse kalbi, nefsin ve şeytanın merkezi olur kulu azgın günah dolu şehevî duygulara sevk ederek nefsi ve hali ile kulu azgınlaştırır, doğru gidilen yolda döndürür, uçuruma doğru götürür. Azgın olan nefis ise onun sahibini azgınlığı vicdansızlığı ile sonsuz helâke götürür. Bu konudaki ayet ve hadisler gayet açıktır.

“Mümin erkeklere söyle: ‘Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, süslerini, kendiliğinden görüneni müstesna, açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar…” (Nûr, 30–31)

“Yabancı kadına şehvetle bakma şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim onu Benim korkumdan dolayı terk ederse, kalbine öyle bir iman neşesi ve halâveti atarım ki, onun zevkini gönlünün derinliklerinde duyar.”

Kulu iman dairesinden çıkaran Nefis ve şeytan ve onun gözü ile hayata baktıran gözler kulu cehenneme sürükler neden mi dersiniz? Çünkü nefis şeytanın esiri olmuştur, artık acıma duygusu, merhamet duygusu vefa, insanlık duygusundan mahrum kalmıştır, “Şeytanda, gönül denilen merkez yoktur “ve o nedenle merhamet, güzellik hissetme olayı yoktur, zalimde şeytanın merkezidir, o zalim ha şeytan, ha şeytan O, ha nefsin esiri olmuş kul şeytan ve şeytanın avukatı. Kul İmanı’ndan, kıldığı namazında dünya ve ahiret hayatında mutlu olmak istiyorsa, İman ve Nur Kuran yoluna bakışlarını bağlayacak, ondan sonra namazlarında feyiz bereket alacak, dimdik Nur İslam yolunda adımlarına dikkat ederek yürüyecek, alnı secdeli, nurani merhametli bakış ve gönül ile tüm kötülükleri gönlünde, gönüllerde âlemde silmenin peşinde düşen Allah “rızası” peşinde koşan Müslüman olacaktır. Nefis ve Şeytanın “kalbe saplanan zehirli oku” olan o bakışlardan uzaklaşacak. İslam ile Nur Kur’an ve nur Sünnet ile panzehirdir, bu panzehiri gönlünde hep taşıyacak, nefis ve şeytanın zehirli okuna karşı.

Göz yolda karşılaştığı karşısına çıkan kadın ve erkeği de herkesi de görecektir; kadını gördüğü anda erkek ilk görme anından sonra, erkek yüz çevirecek, ikinci kez bakmaz hali ile ilk bakışı ise devamlı da olmayacaktır, kısa ve ilk görme anı olacaktır. Çünkü gördüğü kimseye tekrar bakınca veya bakışını devam ettirince nefis ve şeytanın zehirli oktan kalbine saplanan bakışı olacaktır yasak sınıra adımını böylelikle atmış olur. Günümüzde başını nereye çevirsen açık kadınlara çarpmaktadır, başı önde eğmek yerine bakmamaya özen göstermeli, dilinde dua, zikir, salâvat ile gezmeli ve bakışını hep ilk bakışta rast geldiği için, o ilk bakışı olmalıdır, gerisine asla izin vermelidir.

“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve kalp bunların her biri, yaptığından sorumludur.” (İsrâ; 36)

Kul değişken aklı ve değişken fikri ile değişmeye o kadar müsait ki… Neden mi? Çünkü düşünebilen tek yaratılmışta ondan… Düşünmeyi bilen bir insan değişmez mi? Elbette anında değişir ve değişmeye müsaittir ve fikrini zikrini aklını onu değişse bile Nur Kur’an Nur Sünnet nur İslam ile sabitleyecek aklını buraya bağlayacak veya sabit bir çivi gibi çakacak bu nurlu yol onu yolundan ayırmayan ona saadet vererek, insanlara da saadet vererek ömrünü hayatını âlemi süsleyerek, canını emanetini Allah’ın Rızasına ermiş bir şekilde teslim edecek ve ahiret hayatında ise cennet kapısına yürüyecek Allah Resulüne komşu eyleyecektir. Nefsine ve şeytana uyan değil Yüce Allah (c.c.) emrine uyanlardan olmamız dileği ile… Selam ve dua ile.


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ