Lİva-ül Hamd Sancağı Nedir?

Kemal Yavçın

Yazarın şu ana kadar yazılmış 55 makalesi bulunuyor.

Yer yüzünde Allah’ın en güzel şekilde yarattığı insanlar, yaşamları boyunca bir takım toplulukları oluşturmuşlardır. Toplum içinde yaşamı sürdürürken çeşitli devletler kurarak daha iyi hayat sürmeyi hedeflemişlerdir.

İşte bu hedeflerine ulaşmak amacıyla bazı kurallar koyarak daha iyi bir toplum dizayn etmeye çalışmışlardır. Bütün bunları yaparken her devletin kendine has belli işaretleri yapılmıştır. Bu işaret ve resimlerin başında bayrak ve sancaklar gelmektedir. Fani dünya hayatında bile insan küçük işaretlerle kendini belirlemeye çalışıyorsa sonsuz ve ebedi hayat olan ahirette de doğal olarak bazı işaret ve belirtmeler olacaktır. Bunların içinde en önemlisi ve en faziletlisi Peygamber efendimiz (s.a.v.) ‘e atfedilen Liva-ül Hamd sancağıdır.

Dolayısıyla hepimizin zaman zaman duyduğu Peygamber efendimiz (s.a.v.) Liva-ül Hamd isimli sancağı şerifini merak etmişizdir. Hatta dualarımızda hep o mübarek sancağın altında bulunabilmeyi istemişizdir Allah’ımızdan. O halde Mahşer günü altında toplanacağımızı ümit ettiğimiz Liva-ül Hamd sancağı hakkında araştırma yapmak istedim ve sizlerle paylaşmayı arzuladım.

Cenab-ı Allah’ın Rasül-ü Ekrem (s.a.v.) efendimize bahşettiği “Liva-ül Hamd” ismiyle adlandırılan “Sancak-ı Şerif” dir ki; Mahşer gününde Muhammed ümmeti olarak bizler onun altında toplanıp, Ümmetin şefaatçisi olan Peygamberimiz (s.a.v.) orada şefaat edecektir. Halen o Liva-ül Hamd, cennetin en yüksek yerinde, sonsuz bir sahrada Hamd dağı üzerinde dikilmiş büyük bir alemdir. Uzunluğu bin yıllık mesafedir. Gönderi beyaz gümüştendir. Alemi kırmızı yakuttandır. Üzerine nurdan üç satır yazılıdır.

Birinci  satır:

“Bismillahi’r-Rahmeni’r-Rahim,”

İkinci satır:

“La İlahe İllallah Muhammedün Rasülullah”

Üçüncü satır:

“Elhamdü lillahi Rabbi’l Alemin.”

yazılıdır. Ve bu büyük sancağın altında yetmiş bin liva daha vardır. Bunların her birinin altında yetmiş bin saf melek vardır ve her bir safta yetmiş bin melek durup Allah’ı tesbih ederler.

Bu kadar muaazzam özelliklerin sahibi olan bu sancağı şerifin altında toplanmak ne kadar önemlidir değil mi? İşte islam alimleri duaların içine “Liva-ül Hamd isimli sancağının altında toplanmayı nasip et Ya Rabbi!” cümlesini eklemişlerdir. Bizler de her zaman bu duayı dillerimizden düşürmeyiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 6 YORUM
  1. Mehmet Işıldak dedi ki:

    RABBİM razı olsun. Atalardan öğrendiğimiz LEVAYEM sancağı idi, düne kadar tüm okuduğumuz dua – ayet ve sureler hep yanlıştı, İNŞALLAH doğrulturuz ki NAMAZI DOSDOĞRU KILIN hükmüne uyabilelim. AMİİİN

  2. Fatma Lale dedi ki:

    Allah cc razı olsun kardeşim

  3. Metin Ateş dedi ki:

    Cenab-ı Allah Habibi Peygamber (A,S,) Efendimize Liva-ül-Hamd adlı sancağını verecektir. Mahşer gününde Hz,Muhammed in ümmeti bunun altında toplanacak ve peygamberimizin makamına geçip ümmetine şefaatta bulunacaktır. Liva-ül Hamd, halen Cennete olup, sonsuz bir sahrada, Hamd dağı üzerinde dikilmiş bin yıllık yol uzunluğunda çok büyük bir sancaktır. Kabzası beyaz gümüşten ve yeşil zebercedden, ucu kırmızı yakuttandır. Onun üç köşesi vardır. İki köşesinin arası 500 yıllık mesafedir. Sancağın üzerinde her biri nin uzunluğu 500 yıllık mesafe olan üç satır yazılıdır. Birinci satırda “Bismillahir-rahmanir-rahim”. İkinci satır” Lâ ilâhe İllallah” üçüncü satır “Elhamdü-lillahi –rabbil alemin” yazılıdır. Bu büyük sancağın altında 70 bin sancak ve her sancağın altında 70 bin saf melâike vardır. Her safta 70 bin melâike durup Cenab-ı Hakk’ı tesbih ederler.
    Bir de Beyt-ül mamur vardır. Rahmetül firdevs’te kırmızı yakuttan yüksek bir kubbedir. Cenab-ı Allah , Adem (A,S,) Cennetten yeryüzüne indirdiğinde tövbesini kabul etmiş ve ona ikram olarak Beyt-ül mamuru Cennetten yeryüzüne indirip bugünkü Kâbe’nin yerine koymuştur ki. Adem A,S,) için, Cennetin bir yadigarı olup tavaf ve ziyaret etsin. Onun, doğuya ve batıya açılan iki kapısı vardır. İçinde de nurdan iki kandil vardır ki, aydınlata bildikleri yerin tamamı, bugün Kâbe olmuştur. Cenab’ı Hak’kın emriyle 7 kat göklerdeki melekler, nöbetle inip Adem (A.S.) ile birlikte Beyt-ül mamuru tavaf ederlerdi. Beyt-ül mamur, Adem (A.S.) dan sonra Nuh (A.S) kadar yeryüzünde idi. Tufandan önce dünya semasına çıkarılmıştır. Kıyamet gününe kadar burada kalacaktır. Sonra yine Cenneteki eski yerine alınacaktır. Bu gün onun dünyadaki yerinde İbrahim (A.S) ın Cenab-ı Allah’ın emriyle inşa ettiği beyt-i şerif vardır. Eğer Beyt-ül mamur, gökten yere düşe, yine Kâbe ‘nin üzeine konar. İkisinin arasında kalan yer de Harem-i Şerif olurdu. Bu gün Kâbe duvarının bir köşesinde bulunup öpülen HACER-İ ESVED , Beyt-ül Mamurdan yadigar kalmıştır. O taş, kırmızı yakutken, tufanda Allah’ın emriyle siyah olmuştur. Dünya semasındaki Beyt-ül mamura her gün 70 bin melek girip orda namaz kılarlar. Bunlar bir sınıf meleklerdir. İblis onlardan çıktığından cin olarak da adlandırılırlar. Sayıları o kadar çoktur ki, Beyt-ül mamura bir kere girene, kıyamete kadar bir daha sıra gelmez. “ olarak bilgi verilmiştir. Hayra vesile olması dileğiyle.

  4. İbrahim dedi ki:

    Kardeşim Allah razı olsun.

  5. fatih dedi ki:

    Allah razı olsun.

  6. HAMDİ KÜLÜNK dedi ki:

    HER ZAMAN MERAK ETMİŞİMDİR DUALARIMIZDA HEP SÖYLERİZ RABBİM SÖYLEMEYİ’DE HEP NASİP ETSİN “Liva-ül Hamd SANCAĞINI MERAK ETTİM ALLAHIM ALTINDA TOPLANMAMIZI NASİP ETSİN AMİN.

BİR YORUM YAZ