İslam Dininde Tasavvufun Yeri Nedir Bu Konuda Bilgi Verir misiniz?

Hocam İslam Dininde Tasavvufun Yeri Nedir Bu Konuda Bilgi Verir misiniz?

Cevap: Değerli ziyaretçimiz; Tasavvuf, dinimizi sevinç içinde uygulamayı hedeflemiştir. Tasavvufun en büyük sermayesi de muhakkak ki ilâhî muhabbettir. Birçokları şu soruyu sorarlar: “Allahu Teâlâ, tüm insanoğluna din olarak İslam’ı verdi Peygamberi Hazreti Muhammed ile İslam dinini tebliğ etti. Mevla’mızın, islamdan başka bir yol arayanın ortaya koyduğunu kabul etmeyeceğini ve o kişinin âhirette perişan olacağını bildirdi. Böyle iken, İslam âleminde tasavvufî ekol olarak ortaya çıkan yollar görüyoruz. Bu yollar neyin nesidir?

Elbette insanlar tarafından İslam’ın dışında dinin yerine konulacak tüm model ve fikirler, Rabbimiz katında kabul edilmeyecektir. Başında Hazreti peygamberimizin (a.s.) olmadığı hiç bir yol, Mevla’ya ulaştırmayacaktır. İlâhî rızâ ve de edebin haricindeki tüm yaşantılar, insanoğlunun hem dünyada hem de âhirette yüzünü hiç güldürmeyecektir. Kesinlikle hak din tamamlanmış ve de insanlara tebliğ edilmiştir. Dinimiz tamamlandıktan sonra tüm mürşid, mücâhid ve de Müslümanlara düşen, bu güzel olan dini Allah’ın isteğine uygun olarak anlamak yaşamak ve de insanlara yaymaktır.

Tasavvuf âlimleri ise bu ilimlerin özüne el atmışlardır: evvela kalbe sonra da kalple ilgili ilimlere yönelmişler. Rasulullah Efendimiz, işin aslını kalbe bağlıyor ve bunu en güzel kelimelerle: “Dikkat edin! İnsan vücûdunda öyle bir parça vardır ki, o iyi olursa, bütün vücud iyilik üzere hareket eder; o bozulursa, bütün vücud fesada gider.” (Buhârî, Müslim, İbnu Mâce) şeklinde dile getiriyordu. Cenâb-ı Hakk ise: “Dikkat edin! Kalbler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur” (Ra’d/13-28) ayetiyle tüm dikkatleri yine kalbe çeviriyordu. Bundan dolayı tasavvuf büyükleri diğer ilimlerden çoğunu aldıktan sonra, tefsirlerde, fıkıh kitablarında hadis açıklamalarında anlatılan dinin hükümlerini ve de edeblerini samimiyetle uyguladılar. İlimlerini amele, ameli de hikmete, hikmeti de ilâhî muhabbete döndürmek için çalıştılar.

İslam büyükleri Dinin edebiyatıyla değil, edebiyle uğraştılar. Zikirle çok uğraştılar hayatın her yönünde yaymaya çalıştılar başarılı da oldular. Böylelikle din, olgun mü’minler ve hakiki mürşidler tarafından hakikatıyla yaşanarak, insanoğlunun önünde en güzel şekliyle tatbik edilmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ