İslam Alimi

İslam Dininde Allah İçin Dostluk

Kainatı sevgi üzerine kuran, gönüllerimize sevgiyi koyan, yüce Rabbimize cemalinin güzelliği ve celalinin yüceliği nispetince hamd olsun. İlahi sevginin en büyük tecellisi olan Hazreti Muhammed sav. Efendimize en güzel şekliyle salat ve selamlar olsun. Yüce Allah bu sevgiden zerre kadar nasiplenen bütün müminleri cenneti ve cemaliyle şereflendirsin… AMİN

İnsan; Allah’ın yeryüzünde kendisine ibadet etmesi için yaratıp halife yaptığı, yerde ve göklerde bulunan her şeyi hizmetine sunduğu en değerli varlıktır. İnsan; akıl, vicdan ve düşünme gibi yetenek ve duygularla donatıldığı için, ilahi emanetleri yüklenmiş ve Allah tarafından “ibadet” ile sorumlu tutulmuştur. Bu görevini hakkıyla yerine getirebilmesi içinde örnek olarak peygamberler, rehber olarak da kitaplar gönderilmiştir. Sevgi, insanda doğuştan vâr olan bir duygudur. İnsanı, işinde, ve görevinde motive eden, insanlarla kaynaşmayı, yaratılanlara karşı saygılı ve hoşgörülü olmayı sağlayan, aile ve toplumlara huzur ve mutluluk veren manevi bir güçtür. Ancak diğer duygular gibi sevgi de aile, okul, çevre, gelenek ve göreneklerin etkisiyle iyi veya kötü şeylere yönelebilir. Sevginin iyi şeylere yönelmesi ne kadar güzelse, kötü şeylere yönelmesi de o kadar çirkindir. Bu sebeple her şeyde rehber olan Kur’an, sevgi konusunda da bize rehberlik etmekte, neyi sevip sevmeyeceğimizi ve Allah’ın hangi nitelikteki insanları sevip, hangilerini sevmediğini bize bildirmektedir. Kur’an ve Sünnette “sevgi” üzerinde çok durulmuştur. Çünkü “sevgi” her şeyin başıdır. Anneler, babalar ve diğer canlılar yavrularını sevgi sayesinde yetiştirip, zahmetlerine katlanabiliyorlar, Aileler, sevgi sayesinde varlıklarını sürdürüp, karşılıklı sevgi sayesinde huzurlu olabiliyorlar. SEVGİ; saygıyı, merhameti, barışı ve kardeşliği tesis eder. Sevginin olmadığı yuvalar yıkılır, yavrular perişan olur, işler sonuçsuz kalır. Öte yandan içki, uyuşturucu, kumar, fuhuş, yalan ve dedikodu gibi çirkin söz, fiil ve davranışları sevmek, kişiyi, aileyi ve toplumu perişan eder.

Sevginin bir şeklinede “dostluk” deniliyor. Herkesle dostluk kurmak, arkadaş olmak iyi değildir. Hadis-i Şerifte Rasulüllah sav. Şöyle buyurmuştur “Kişi arkadaşlık yaptığı kimsenin dini üzeredir, öyle ise sizden biriniz kimlerle arkadaşlık ve dostluk edeceğine çok dikkat etsin”. İnsan bilmediği ve tanımadığı yerlerden geçerken dikkatli davrandığı gibi dost ve arkadaş seçiminde de dikkatli ve temkinli davranmalıdır. Çünkü arkadaşlık insanın hem dünyası hemde ahireti için çok önemli mühim bir meseledir. Bir İnsan daima iyi kimselerle dostluk kurmalıdır. Çünkü nice insanlar, kötü kimseleri dost edinmeleri sebebiyle perişan olmuş, nice insanlar da dostları sayesinde iyi ve güzel şeylere yönelebilmiş, mutlu ve huzurlu olabilmişlerdir. Bu nedenle insanlar, neyi sevip sevmeyeceklerini, kimi dost edinip edinemeyeceklerini iyi kavramalıdırlar. Her konuda olduğu gibi sevgi ve dostluk konusunda da insanı en doğruya yönelten Kur’an-ı Kerim’in Sohbetimizin başında okuduğumuz ayeti kerimesinde Allah cc. ”Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren müminlerdir”.(maide/55) Allah’ın dostluğunu kazanmak, razı olduğu amelleri yaparak, sevmediği, lanet ettiği ve hoşlanmadığı insanları sevmemekle ve onların yollarına uymamakla olur. Peygamberin dostluğunu kazanmak ise O’nun sünneti seniyesine uymakla, yolunu takip etmekle olur. Allah ve Rasulünün muhabbetini kalbinde taşıyan mümin, yine Allah cc. kendisine lütfettiği merhamet vesilesiyle diğer müslüman kardeşlerini sever ve onların dostluğunu her şeyin üzerinde tutar.

Resûlullah sav. şöyle buyurdu; “Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyâmet günü:“Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur”.Müslim, Tirmizî. Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz sav. Allah cc. rahmet gölgesinde barındıracağı kişilerin kimler olacağını ve onlara nasıl seslenileceğini bildirmektedir. Hazreti Peygamber’in, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın nasıl hitap edeceğini bildirmesi, hiç şüphesiz Allahu teala tarafından kendisine verilen bilginin sonucudur. “Hiçbir gölgenin olmadığı gün” demek, insanların yeniden dirilip toplanacağı gün olan mahşer günüdür. Bu günde dünyadaki gibi bir gölge bulunmamaktadır. Arşının gölgesinde yani rahmet ve himâyesi anlamındadır. “Benim rızam için sevmek” demek, sadece Allah’ın rızâsını kazanmak amacıyla birbirini sevmek demektir. Ancak böyle bir maksatla birbirini sevenler, sevgilerine dünyevî yada nefsî herhangi bir duygu karıştırmayanlar, dostluklarını ve muhabbetlerini böylece devam ettirenler, Allah’ın himâyesini kazanacaklardır.

Kıyametin dehşetli kargaşasından kurtulmanın yolu, sevdiğini Allah için sevmektir. Dünyada Allah rızâsı için birbirini sevenler âhirette rızâ-ı ilâhîye kavuşmak suretiyle sevineceklerdir. Resûlullah sav. şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız! Sevgili Peygamberimiz sav. iman ile sevgi arasındaki münasebeti en çarpıcı bir biçimde bu hadisinde dile getirmiş bulunmaktadır.Konunun ehemmiyetine binâen yemin ederek söze başlamış ve önce kesin bir gerçeği, yani imansız cennete girilemeyeceğini haber vermiş, Sonra da cennete girebilmenin vazgeçilmez şartı olan imanı elde edebilmek için mü’minlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini bildirmiştir: ” Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız!” Bundan şu sonuç çıkmaktadır: İman, nasıl cennete girebilmenin, kesin şartı ise, mü’minleri sevmek de tam ve olgun bir imana sâhip olabilmenin kesin şartıdır. Mü’min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmaksızın sevecek, onlara karşı muhabbet ve sorumluluk duyacaktır. Yine Peygamber sav. bize tavsiye ettiği Selâm, müslümanlar arasında oluşacak sıcak ilgi ve alâkanın başlangıcıdır. Müslümanlar selâm ile tanışıp kaynaşarak aralarındaki muhabbeti artırabilirler. Onları aynı inanç çizgisinde birleştiren, bir anda kalbî duygularla birbirlerine bağlı olduklarını hissettiren sihirli kelime selâmdır. Sevgili Peygamberimiz sav. insanların mübtela oldukları manevi hastalıkları sadece tesbit ile kalmaz, mutlaka tedavî yollarını da müslümanlara gösterirdi. HADİS-i şerîfte de onun böyle bir uygulamasını görmekteyiz. Müslümanlar arası ilişkilerin sevgi düzeyine çıkarılabilmesi için nereden başlanması gerektiğini, “Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi, aranızda selâmı yayınız!” sözleriyle ortaya koymuş bulunmaktadır. Artık sonuç belli, vâsıta belli, o vâsıtayı elde edebilmek için gereken sermâye belli, o sermâyeye ulaşmak için atılacak ilk adım da bellidir. Bundan sonrası biz müslümanlara kalmıştır. Selâmlaşmak müminler arasındaki sevgi bağlarının kuvvetlenmesine vesîledir. Mü’minlerin birbirlerini sevmemeleri, iman zayıflığının işaretidir. Çünkü iman sevgiden doğar, sevgi ile kuvvet bulur.

Allah İçin Dostluk İkinci Bölüm

Resûlullah sav. anlatıyor: “Bir adam, başka bir köydeki din kardeşini ziyaret etmek maksadıyla yola çıkmıştı. Bunun üzerine Allahu teala, adamın yoluna bir gözcü meleği vazifelendirip bekletti. Adam, meleğin yanına gelince, melek adama; Nereye gitmek istiyorsun? diye sormuş. Adam; Şu karşı köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını vermiş. Melek; Onunla alakalı senin yapacağın bir görevin mi var? diye sormuş. Adam; Hayır, öyle bir şey yok. Ben onu, Allah rızası için seviyorum, Allah rızası içinde ziyaretine gidiyorum. Başkada bir maksadım yok cevabını vermiş. Bunun üzerine Melek “O hâlde şunu bil ki ben, senin o din kardeşini Allah için sevdiğin gibi, Allah’ın da seni sevdiğini bildirmem için, Allah tarafından sana gönderilen bir elçiyim, demiş.”Burada bir kez daha tesbit ediyoruz ki, Allahu Teâlâ kendi rızâsı için yapılan amellerden razı ve hoşnut olur. O zaman bizde Allah tarafından sevilmeyi istiyorsak, mü’min kardeşlerimizi Allah için sevmeliyiz. Unutmamalıyız ki gerçek sevgi Allah için olan sevgidir. Tabiinden Ebû İdris el-Havlânî ra. şöyle anlatıyor; Dimeşk mescidine girmiştim. Bir de ne göreyim, güler yüzlü bir delikanlı ve başına toplanmış bir grup insan. Bunlar bir konuda görüş ayrılığına düştüler mi hemen o delikanlıya başvuruyor ve onun fikrini kabulleniyorlardı. Bu gencin kim olduğunu sordum. “ Bu Muâz bin Cebel ra.” dediler. Ertesi gün erkenden mescide koştum. Baktım ki o genç benden evvel gelmiş namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim sonra önüne geçerek selâm verdim ve: Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, dedim. Allah için mi seviyorsun? dedi. Evet Allah için, dedim. O yine: Gerçekten Allah için mi seviyorsun? dedi. Ben de: Evet, gerçekten Allah için seviyorum, dedim. Bunun üzerine elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi. Seni tebrik ederim. Zira ben Peygamberimizi sav. şöyle buyururken dinledim: “Allahu Teâlâ, “Sırf benim için birbirini seven, benim rızâm için toplanan, benim rızâm uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızâm için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hakederler” buyurmuştur.” Muvatta

Bu hadisi şeriftede gördüğümüz gibi Allahu teala cc. rızasına uygun olarak yapılan her işten memnun olur. Allah cc. memnun olması Peygamberimizin sav. Mutlu olması demektir.Bütün işlerimizde Rabbimizi ve peygamberimizi hesaba katarak hareket etmeliyiz. Arkadaşlık yaptığımız ve dostluk kurduğumuz kişilere dikkat etmeliyiz. Bunlarla dostluğumuzdan Allah cc. ve Rasulü razımı? değilmi? kendi kendimize sormalıyız. Yanında bulunduğumuzda bize iyiliği ve rabbimize itaati emredip, ibadetleri teşvik ediyorsa böyle dostların yanından ayrılmamalı ortamlarında bulunmalıyız. Yoksa Allah cc. buyurduğu gibi “Her kim Rahman olan Allah\\\’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostu olur.Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar” zuhruf 36/37.Eğer ki namaz kılmayan, oruç tutmayan, cami nedir, sohbet nedir bilmeyen kimseleri dost edinirsek, bu kişiler Allah’ın zikrinden yüzçevirip, Rablerine asi olmaları sebebiyle şeytana dost olup, onun musallat oldukları kimseler olduklarından bizide kendi peşlerinde sürükleyip cehenneme müstahak ederler. Bu insanlar her saniyelerini Allah’a isyan ile geçirirler. Bizde Şeytanın arkadaşı olan bu kişileri kendimize dost edinirsek bizide Allah muhafaza günaha bulaştırırlar, asi ederler. O zaman şeytanın dostu ile dost oluruz. Ne diyor hadis-i şerif “kişi sevdiği ile beraberdir” Ataullah iskenderi ks. Hz.leri şöyle buyuruyor “Hali ve yaşayışı ile sana feyiz vermeyen, sözü ile seni Allah’a götürmeyen kimse ile sohbet etme dostluk ve arkadaşlık yapma. Eğer bir dost seni Allah’a götüremiyorsa, hüsran götürür,zarara götürür demektir, bu ise Allah korusun cehenneme götürür. Sana nasihat edemeyen, sana Allah’ı hatırlatmayan bir dosttan fayda beklemek boş bir kuyudan su çekmeye benzer.Her seferinde boş bir kovayla karşılaşılır.

Dostluk yaptığımız kişilere özellikle çok dikkat göstermeliyiz, güzel ahlaklı olmayan, sürekli boş şeylerle meşgul olan, ağzından kötü söz düşmeyen, çok şaka yapan, çok konuşan, İslam dini dışında olan ideolojilere yönelen ve senin ona verdiği değeri sana vermeyen kimselerle kesinlikle dostluk kurulmamalı, bırakın dostluk kurmayı sohbet bile etmemeli ve yanında durmamalıyız. Dost Allah’ı hatırlatmıyorsa, nasihat etmiyorsa, seni günahtan alıkoymak için, fedakarlık yapmıyorsa gerçek ve samimi dost değildir. Böyle dostlar mutluluktan çok hüzün getirir, acı getirir,hüsran getirir, uzak durmak gerekir. Ama bir dost ki sana Allah’ı hatırlatıyorsa, sana güzelce nasihat edip, seni günahlardan sakındırıyorsa, bu dost sana Allahu teala’nın bir hediyesidir. Kıymetini bilmek ve ondan ayrılmamak gerekir. Böyle dostlar nasip ettiği için Allah’a şükretmek lazımdır.İyi dost ile kötü dost arasındaki farkı anlamak gerçekten zor değildir.En basitinden bir örnek vermek gerekirse; iyi dost seni namaz kılmak için camiye veya bir şeyler öğrenmen için sohbetlere davet eder, bu gerçekten senin iyiliğini isteyen samimi bir dosttur.Kötü dost ise seni zamanların katledildiği oyun salonlarına,boş boş sokaklarda gezmeye, fuhşiyatın yaygın olduğu yerlere davet ediyorsa bu gerçekten çok kötü bir dosttur,hatta biraz daha ileriye götürecek olursak katildir, neden katildir, çünkü hem kendi ahiretini öldürür, intihar eder, hemde senin ahiretini öldürür seni katleder. Bu farkı anlamamak için akılsız olmak gerekir. Bugün Türkiye’de suçların çoğunluğu kişinin kötü arkadaş kurbanı olması sonucunda işleniyor derler, bence de doğru bir tespit çünkü tv.lerde görüyoruz “alkol alan iki arkadaş kavga etti biri ötekini bıçaklayarak öldürdü. Alın size iki arkadaş, biri hapise diğeri mezara bunlarda arkadaştı değil mi, ama nasıl arkadaştı kötü arkadaştı.Bunlar dostluklarını Allah rızası için kurmamış, bunlar dostluklarını zevk ve şehvetleri için yani menfaat üzerine kurmuşlardı ve sonları hüsran oldu…

Rabbim bizleri kötü ve faydasız arkadaşların şerrinden korusun. Bizlere Mümin insanlarla dostluk kurmayı nasip etsin… AMİN Bu haftaki Sohbetimize Ebuzer Gıfari ra. Bir sözüyle son vermek istiyorum “YALNIZLIK KÖTÜ ARKADAŞTAN İYİDİR, İYİ ARKADAŞ YALNIZLIKTAN İYİDİR. Yarabbi! Sen bizi sadece senin rızan için sevenlerden eyle.Menfaatimize yaradıkları için değil, menfaatimize yaramasada sana yakın olanları sevenlerden eyle amin.


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ