İslam Alimi

Işığı Yanan Ev Olabilmek Nedir? İnsanlardan güzel bir muamele görebilecek mi yeniden bu vicdan?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

“Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.” Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz? Yaşımın elli küsurlarda olması nedeni ile eski insanları çocukluğumda bilirim,temiz kalpli Allah korkusu olan komşuluk değerini ziyaretini bilen güler yüzlü her zaman paylaşımcı merhametli insanlardı. Yokluk ve uzun kuyrukları margarin,gazyağı benzin sıkıntısı olsa da 1970 li yıllara kadar evlerin kapıları gece gündüz kapatılmaz hep açıktı,evde kimse yoksa ihtiyacı olan mutfakta gider alır üstünü de kapatırdı,kimsede neden aldın demezdi çünkü her zaman komşu ihtiyacı için ayrılan nimetler vardı her evde. Kalplerinde iman vardı,fazla okuma yazmaları olmasa da savaştan sonra eski Arapça dan yeni Latin harfine geçince çoğu Latin harfini öğrenemedi,bir arada dini kitapları olan evlere baskın yapılarak kimi nezarete atıldı ve hali ile evinde Kur’an’ı kerim Türkçesi dini kitaplar naylonlanarak bahçelere gömüldü vs vs vs yinede güzel nur gibi insanlardı,hiç kimseye zararı olmayan be vakit namazını kılan güzel insanlardı.İnternetten alıntı yaparak bununla ilgili bir yazıyı paylaşmak istedim,o güzel günleri en güzel anlatan hali ile…

“(1)Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacı anneye sıkılarak: “Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?” dedim. Hacı anne: “Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz” dedi. Merak ettim, tekrar sordum: “Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?” Hacı anne: “Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda,ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, “ışığı yanan bir ev” bulsun diye bekliyoruz.” Konya Ovası’nda, ya da bir başka yerinde Türkiye’nin,trenden inen yabancılar için “Işığı yanan evler” yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız. Şair öyle diyordu: “Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.” Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz?(1)

1- Kaynak: Prof. Dr. Saffet Solak’ın bir hatırası

Bilinmez nereye gittikleri amma onları takip edenler nereye gitti,ya peki takip edenleri takip edenler nereye gitti,nasıl böylesine güzellikleri yaşayan insanlardan sonra,böylesi güzellikler yok oldu? Nasıl izin verdik? Müslüman görünen, Müslüman din düşmanları olanların sırtımızda vurması olmasın!Belki de bildiğimiz halde ses çıkarmadık,lakin Allah hesap sorarken nasıl cevap vereceğiz acaba? Bunun pişmanlığını yaşayanımız var mıdır? Yüce Allah’a  keşkelerimizi nasıl anlatacağız? Keşkeler den kurtulsak,kurtulabilir miyiz acaba?Hayat yine o güzel insanların bıraktığı yerden devam ettirebilir miyiz acaba? Kendini değil diğer insanları düşünenler gibi gibi yaşayabilme şansımız olur muydu?Hiç zannetmiyorum,öylesine boş gereksiz meşguliyetlere bizi esir ettiler ki çok zor çok zor!Teknoloji diye herkesin elinde telefon başı önünde ha bire yalnızlığı ile yaşıyor…

Bizler o günleri yaşayamamanın feryat eden  temiz vicdanı,kirlenmiş olarak baş başa bıraktığımız için vicdan, sesini nasıl susturabileceğiz? İnsanlardan güzel bir muamele görebilecek mi yeniden bu vicdan? Elbette kul Nur Kur’an ve nur sünnet ile yeniden baş başa olunca vicdan yine tertemiz olacak ve tüm insanlara adaletli bakış açısı ile gülümseyecektir.Hayatın gönül bahçesi zaten dikensiz gül bahçesi değil, bunu hepimiz biliyoruz. Zaten dinden imandan  uzaklaşarak nefis ve şeytan elinde kalarak zor bir ömür geçiriyorken hayatı daha da zorlaştırmanın bir anlamı yok öyle ,hemen Nur Kur’an ile hayatımızın yönünü bakış açısını değiştirerek,ışığı yanan ev olabiliriz. Selam ve dua ile


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ