İslam Alimi

İnsan insandan gönülden uzak kaldıktan Sonra var olmanın anlamı nedir?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...
İnsan insandan gönülden uzak kaldıktan sonra var olmanın anlamı nedir?
                    ( Hayat Yaşam ve İnsan Gerçeği)
      Bu yazımı, beğenmeler için değil okunması için yazdım kardeşlerim. Eğer bu kapıdan içeriye girmeyerek kendi karanlığınızda kalacaksanız sonuna kadar okumayın veya ben karanlıktaysam beni aydınlığa çıkarmak için sonuna kadar okuyunuz. Birbirimize yardımcı olmak insanlık görevimiz değil mi? Az tefekkür deryasına dalarak, nefis şeytanın üstüne basarak az biraz düşünce deryasına dalalım dedim.Hak olan yolda yürümek, yola çıkıp çıkmamakla neler kaybettiğimiz veya hayat yaşam ve insan gerçeğinin gerçeğine sırrına ulaşarak, hak yolda az nefes almak dileğim. Hatam ver ise af ola gönlümüz ömrümüz nur ile doldura Yüce Allah C.C. inşallah. Gönlümüzü ömrümüzü yolumuzu Nur Kur’an Sünnet imanla mayalayarak, gerçek olanla süslenmemizdir dileğim. Gönül hak dostu Yunus Emre ne güzel demiş:
 
Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Üzerinde, türlü otlar bitenler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
                        xxx
Kimisin üstünde biterken otlar
Kiminin başında sıra Selviler
Kimi masum, kimi güzel yiğitler
Ne söylerler, ne bir haber verirler 
                      xxx
Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış, tatlı dilleri
Gelin, duadan unutman bunları
Ne söylerler, ne bir haber verirler
                        xxx
Yunus der ki, gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler, ne bir haber verirler
                     xxx
      Gayemiz attığımız her adımda nereye adım attığımızı, kiminle ne uğruna birlikte ne içinde olduğumuzun idrakine erişmektir. Sıcak ve uzun olmayan bu yolda sıcaklıkta gönlümüzün gölgesinde oturarak serinlemek ve güzel olana ulaşmak ve insanlarında ulaşmasına çalışmak değil midir? Yüce Allah C.C. Bizi kendisine kulluk etmek için yaratırken, sadece kulluk değil bunun yanında hayatınızı devam ettirirken helal olanı yiyerek ve güzeli bilerek ulaşarak insanlara sunmamızı da görmek istiyor. Gönlünü ve güzellikleri alan kul açıyor mu gönlünü insanlara, yoksa kapatarak kendine boşuna mı saklıyor, görmek istiyor yüce Allah C.C.
   Hece taşları dergisinin Genel yayın Yönetmeni gönlü güzel kardeşim Tayyip atmacanın çıkardığı birinci sayısında, İsmail Kutlu Özalp kardeşim bu konuda enfes bir şiir ile ne güzel demiş:
 
Bülbül feryat eder vakt-ı seherde
Har ile çevrili gül neden açmaz?
Aşk ile gözyaşı dökülen yerde
Aşığa sinesin çöl neden açmaz?
                        xxx
Yıldızlar çekilip şafak sökünce
Güneş ateşinden ışık dökünce
Âşıklar vuslata boyun bükünce
Yâr yüzünü yâre tül neden açmaz?
                        xxx
Bahar da susarmış, yaz da susarmış
Bir gün olur cilve naz da susarmış
Türküler darılır saz da susarmış
Sevenin derdini tel neden açmaz?
                      xxx
Yanıp da yanmasam gider mi yanmak
Bilmem ki yanana keder mi yanmak
Sevince bir çeşit kaderim yanmak
Dil sustu, anladım, dîl neden açmaz?
                    xxx
Baş bağladı em istemez yaramız
Daha da kararır baht-ı karamız
Kavuşmak zor, kim açtıysa aramız
Kapandı, yolları yol neden açmaz?
                  xxx
Börtü böceklerin yurduna kadar
Kuzusundan, azgın kurduna kadar
Rahmet kapısını ardına kadar
Mevlâ’m açık etmiş, kul neden açmaz?
 
Sevdiğini hayalinde var eden
Kendine erilmez yâri yâr eden
Âşık o ki yâre bile yareden
Kutlu ozan sözü, bil, neden açmaz?
                xxx
   Cesaret ederek açamadığımı açmak adına, ulaşamadığımıza ulaşmak adına gönül yolculuğuna çıkmamamızı isteyen Yüce Allah C.C. İzniyle çıkalım az gezelim muhabbet iman ile gülleri açtıralım.  Bu arada yola çıkarken yol arkadaşlarımız için yolu gönlümüzü geniş tutmayı düşünerek arkadan onların peşinden yürümeye devam edeyim, edelim.
 
   Yine Hece Taşları dergisinin ikinci sayısında bir şiiri okuyarak yolumuza devam edelim. Allah bu dergiyi çıkaran Tayyip kardeşimiz ve şair arkadaşlarımızdan Allah Razı olsun. Ne güzel demiş Mehmet GÖZÜKARA Kardeşim:
 
Boş beleş işlerle gönül eyleme
Yolcu seni bekler yol seni bekler
Sırrın varsa bir tek kula söyleme
Dudak seni bekler dil seni bekler
                       xxx
Gaflete dalarsan âmân eksilmez
Ömür tükenirken zaman eksilmez
Dağların başından duman eksilmez
Yağmur seni bekler sel seni bekler
                          xxx
Kuşlar ses vererek sesin duyurur
Herkesin yavrusu kendince uyur
Davete icabet sünnet buyurur
Meyve seni bekler dal seni bekler
                      xxx
O Süleyman bozmamıştır ahtını
Belkıs terk eyledi zümrüt tahtını
Layık olanların açar bahtını
Hasır seni bekler çul seni bekler
                     xxx
Olunmuşsa mutlu mesut yuvada
Haklı çıkılmıştır mutlak davada
Çalımlı avcılar gezmez ovada
Aslan seni bekler fil seni bekler
                     xxx
Gurbet dedikleri hasret dağıdır
Gönül dedikleri sevgi bağıdır
Ölüm dedikleri hane dağıtır
Kefen seni bekler sal seni bekler
                      xxx
Kara kazan her kapıya kurulur
Baykuş tüner eve kilit vurulur
Kabir denen bir menzile varılır
                   xxxx
Yürü seni bekler kal seni bekler
Mecburi konanlar mecburi göçer
Ölüm bir badedir her nefis içer
Seven Gözü kara canından geçer
Darlık seni bekler bol seni bekler
                      xxx
     İnsan ve hayat nedir desek; kul idrak eder anlarsa aciz olduğunu, anlayan ve kendisini ve âlemleri yaratan Yüce Allah C.C. Gerçek kudret ve güç sahibi olduğunu bilerek kabul eden, ya da bilmeyerek bir odun gibi yaşaması ve cehenneme odun olarak gitmesidir. Veya günah ile tövbe arasında yaşayan günaha girdiğini fark ederek, tövbe kapısına koşan af dileyen, yeniden dirilişle dirilen kendine gelen acizliğini itiraf ederek Mutlak güç ve kudret sahibi Allah’tan af isteyen veyahut ta günaha battığını bilmeyerek, günah ile yaşayan ahirette cehennem içinde kalarak cehenneme koşmasıdır… İnsanı yaratırken Yüce Allah C.C. şeytan a secde et derken, ben ateşten yaratıldım o ise topraktan diyerek benlik sevdası ile isyanı ile cennetten kovulması ve ben kullarının yoluna çıkarak onları günah deryasına batıracağım derken, Yüce Allah C.C. merhameti keremi ihsanı… Sonsuz Yüce Allah sen onları günaha batırırsan, benim tövbe kapıma geleni ben af ederek onları tertemiz yapacağım demesi ve Allah C.C. isyan eden şeytanın kendini ayrıcalıklı görerek güçlü görerek, yüce Allah C.C. emrine itaat etmeyerek sonunu hazırlamasıdır. Yani sen ne yaparsan yap hepsi boşuna ve isyan edenlerin hep kaybedeceğini ateş kadar cürmün olsa ancak kendini yakarsın demesi gerçeğidir.
  
   İnsan ateşle oynarsa, ateş gibi yanacağı, ateşe iman idrak şuur izanla su dökerse sönmesi ve rahata ermesi… Şeytan kendisini yaratan Yüce Allah’ın kendisin ateşte yaratıldığı için yakamayacağı savı ile -belki bu olayın hikmetince-benlik dili ile konuşur lakin Allah C.C. her şeye kadirdir. Ateşten olanı tıpkı zıddı ile olan-iyi-kötü-güzel-çirkin-toprak-insan, toprak-ateş – toprak ile azap etmeyeceği ile ne malumdur veya bir avuç su ile sönerek aslını kaybetmenin ıstırabı ile kıvranmayacağı ne malumdur her şeyin en güzelini yüce Allah bilir. Yani topraktan yaratılan insanı bir avuç sert toprak acı veriyorsa, ateşten yaratılanı da değişik bir ateş neden azap vermesin?
     
   Toprak ve ateş; toprak varsa az birazcık ilgi ve yüce Allah C.C. Rahmet yağmuru ile hayat vardır, ateş varsa yakan kavuran yakar geçer kül eder geriye yaşam alanı kalmaz… Taş topraktan birbirine sürtüklünce ısınma ile ateş meydana çıkmaktadır. Yani topraktan insan toprak maddesinin yan maddesi ile taş ve ısınması ile oluşan alev ateş… Şöyle düşünebilir miyiz Allah C.C. Daha iyisini bilir, kul Nur Kur’an Nur sünneti imanı gönlüne tohum diyerek alıp eker, yeşertir insanlara faydalı olacağı bir ortamda insanlara sunarsa, bereketli olur değerli olur. Veyahut Nur Kur’an Nur Sünnet imanı kabul etmez tanımaz veya tanıtmayacak olan nefis şeytan dünyanın peşinden gider, bunların yan ürünü olan öfke kin nefreti birbirine sürterek ortaya gönlünde insanlığı âlemi en önemlisinde kendini yakacak olan bunları karıştırarak bir alev topu gibi masumları mazlumları yakarsa, değersiz olur kendini yakmış olur, yanan masumlar doğru cennete, kendisi ise doğru cehenneme, çünkü ateşle gezdi ateşin yeri cehennem, diğeri değerli olmak için gönlünde ekti biçti insanlığa sundu, değerli olanın yeri ise cennettir. Kısacası ey kul cennette sende cehennemde, iyilikte kötülükte senin özünde ne ararsan sen kendinde ara, şeytan bir yansıma bir ayna sana. Şeytan gibi ateş püskürerek isyan edersen nasıl ki dünyada imanın karşısında aciz kalıyorsa şeytanda olsa azap çekmeye layıktır her Hangi bir şeyle veya nasıl ki iman şeytanı çaresiz bırakıyorsa bir avuç iman toprağı suyu ateşinizi söndürür…
  İyilik varsa kötülükte vardır, kötülük varsa onu ortadan kaldıracak bir iyilikte mutlaka vardır. Bu zıtlıklar ile gerçek değerler anlaşılsın bilinsin diye yaratmıştır Yüce Allah C.C.
     
   Şeytan ateşten yaratıldı ya ateş beni yakmaz gibi düşünse de ”Mutlak güç ve kudretin Âlemlerin Rabbi olan Allah C.C.” olduğunu bir an unutarak, isyan ederek ayak diretince kendisini başka bir şekilde azap edilemeyeceği düşüncesi ile daha da ileri giderek, bana izin ver irsen kullarını yoldan çıkararak günaha sokacağım o zaman benim onlardan, üstün olduğum diye düşünür gibi olup o an isyana koştuğundan habersiz, kendini daha çok alevlendirerek güçsüzlüğününü de unutarak böylesine isyan içindeyken, Yüce Allah Rahmeti sonsuz, sen kullarımı günaha sokarsan benim tövbe kapıma gelirler ise bende onları af edeceğim,diyerek yaptığının yine boş olduğu gerçeğini isyanı ile kendini değişik bir azabın içine çekerek yaktığı gerçeğini bize kendi özümüzdeki ayna ile gösteriyor Âlemlerin Rabbi olan sonsuz Merhamet sahibi olan Allah C.C. Allahu âlem Allah C.C. en iyisini ve doğrusunu bilir.
    
    Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah topraktan olanı ateş yakarsa, toprağın yan ürünü olan ateşi de toprağın söndürerek aslından özünden uzaklaştırarak azap vereceğini iman nuruyla bir an baş başa kalamayan şeytanında başka bir şekilde azap göreceğinden habersiz yani benlikle olmaması gerçeğini biz kullarına hatırlatıyor. Benimki biraz sesli düşünmek Rabbim hatam varsa af et beni. Zıddı ile olanlardan yola çıkarak düşündüm. Rabbim sen ne bildirişen biz onu biliriz. Bazen sürtünme ile ateşi meydana çıkaran taş olmak, hem değerli hem de değersizdir. Akan suyun önüne engel olan taş olursan, akan suya engel olursan, bir gün gücü yeten gelir seni kaldırır değersiz bir köşeye atar ya da paramparça eder. Veyahut birçok taş ile birlikte olarak, ustanın elinde yan yana gelerek bir duvar bina olmayı seçersen, kul seni alır gönlünü içine yerleştireceği bir ev veya mabet yaparak seni değerli kılar ve korur kıymetli olursun. Tıpkı Nur Peygamberin dediği gibi “Müslümanlar kardeştir” emri gibi birbirine kenetlenerek el ele omuz omuza Nur Kur’an Sünnet imanla zalimi yıkmak için dimdik durarak yıkılmazsınız, sizi kimse yıkamaz, değersiz olanı yıkarsınız…
      Değerli olanla ol değer kazan, değersiz olanla olursan değersiz bom boş elin boş kalırsın misali, umarım yanlış düşünce içinde değilimdir, az imanımla düşüncelerimle yazmaya çalıştım, en doğrusunu en güzelini Allah C.C. bilir.
 
    İnsan insandan gönülden uzak kaldıktan iman kardeşliği ile birbirine sarılmadıktan sonra yaşamanın var olmanın ne anlamı kalır? İnsan Kul olarak Rabbine secde ederek teslimiyetle teslim olmadıktan sonra kul olmanın ne anlamı var?
 
Gülde sensin dikende sensin
İyide sensin kötüde sensin ey kul
En önemlisi Rabbini bil kendini tanı
Kendini tanı insanlığı hayatını tanı bil
Gerçeğe Nur Kur’an Sünnet imanla ulaş
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ