Sözlük

Hicret Ne Demektir?

İslam dininde Hicretin çok büyük bir önemi vardır. Bununla birlikte Müslümanlar için bir dönüm noktasıdır. Peki , hicret ne demektir? Şimdi bu konu hakkında bilgiler verelim. Hicret sözlükte şu anlamlara gelmektedir.

  • Terk etmek
  • Ayrılmak
  • İlgisini kesmek

Bu anlamların yanı sıra hicret “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” demektir. Bu kelime daha çok “bir yerin terk edilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır.

Terim olarak genelde gayri Müslim ülkeden İslam ülkesine göç etmeyi, özelde ise Hazreti Peygamberin ve Mekke’li Müslümanların Medine’ye göçünü ifade eder. Medine’ye göç eden Müslümanlara “Muhacir”, Rasülü Ekrem’e ve muhacirlere yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensar unvanı verilmiştir.

Hicret Kutsal Bir Yolculuktur

Hicret bütün peygamberlerin ve onlara iman eden insanların ortak kaderidir. Allah peygamberleri ve onlara iman eden müminler kafirler tarafından hicret edilmeye zorlanmışlar, onlar da imanları uğruna vatanlarını yurtlarını bırakıp hicret etmişlerdir.

Diğer Peygamberlerin Hicreti

Yüce Mevla’mızın izi ile Hazreti İbrahim Babil’den Harran’a oradan da Mısır’a oradan da Suriye’ye hicret etmiştir.

Büyük peygamberlerden biri olan Hazreti Musa ise Mısır’dan Medyen’e orada tekrar Mısır’a ve daha sonrada Filistin’e hicret etmiştir.

Hazreti Lut ise kavminin ahlaksızlıkları karşısında Cenab-ı Haktan aldığı emirle bir gece vakti inananlarla birlikte yurdundan çıkmıştır. Arkasına dönüp bakmadan gitmesi istenilen yere gitmiştir.

Peygamber Efendimizin Hicreti

Peygamberimiz Mekke’de doğmuş ve İslamiyet’i tebliğ etmek üzere burada görevlendirilmişti. Peygamberimizin çağrısını duyanlar ona inanıyor ve etrafında toplanıyorlardı. Çünkü Peygamberimiz o toplumda “el-Emin – Güvenilir’‘ diye tanınmıştı. Bu çok güzel ahlakıyla herkes tarafından sevilmişti.

Müslümanların sayısı günden güne artıyor ve Allah’ın dini gönüllerde yer ediyordu. Ancak Mekke’de söz sahibi olan Kureyş kabilesinin ileri gelenleri bundan endişe duyuyorlardı. Bununla birlikte toplum üzerindeki etkinliklerini yitireceklerinden ve çıkarlarının sona ereceğinden korkuyorlardı. Bunun için de bu duruma engel olmak istiyorlardı.

Abdullah b. Abbas (ra) işkencelerle ilgili olarak şu özet bilgiyi vermektedir:

“Müslüman olmuş kimseye öyle dayak atar, öyle aç ve susuz bırakırlardı ki uğradığı bu feci durumdan sebep (ayağa kalkmak şöyle dursun) doğrulup oturamazdı bile…”

(Mahmut Şakir, İslam Tarihi, cilt 1, s. 253)

Müşrikler müminleri; Önce duymadılar ve daha sonra önemsemediler.
Yumuşak davranarak imanlarını almak istediler, Çok kültürlülük, kültürel zenginliktir falan dediler, Günbegün müslümanların çoğaldığını görünce;

– Kurulu müşrik düzenlerinin bozulacağını, – Haksız kazancın önleneceğini
– Değirmenlerinin suyunun kesileceğini, – Keyfi muamele ve zulümlerinin önleneceğini,
– Makam ve mevkilerini kaybedeceklerini anlayınca ezmeye başladılar.

Hicret Asla Kaçış Değildir

Hicret, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekanların aranışıdır.

Hicret; Hakkın batıla galip gelmesi ve İslam’ı tümüyle yaşamanın azmidir. Tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicreti; bir manada zulüm ve haksızlıklardan, hak ve hürriyete göç etmenin bir sembolüdür. Yoksa her başı sıkışan, haksızlığa uğrayan kişi memleketini terk edip kaçmak değildir.

Önemli olan bulunduğu yerde mücadele edip hak ettiği insanca yaşama hakkını elde etmesidir. Hicret bir kaçış değil. Aksine hasrettir, ümittir, yüce hedefleri gerçekleştirme azmidir. Kendi iklimini bulma arayışıdır. Milli, dini hasletlerini, sahip olduğu kültürünü koruması için mücadele etmesidir. Bu nedenle hicreti bu yönüyle değerlendirip taşıdığı asıl manaya inmek lazımdır.

“Melekler, kendilerine zulmettikleri bir durumda bulunurken canlarını aldıkları kimselere: “Siz ne iş yapmaktaydınız?” diyecekler. Onlar: “Biz yer yüzünde zayıf ve güçsüzdük” diye cevap verecekler.

Melekler: “Allah’ın arzı geniş değil miydi, oraya hicret etseydiniz ya!” diyecekler. İşte bunların barınakları cehennemdir. Ona gidiş de ne kötü şeydir!” (Nisa, 4/97)

Eğer bu bilgiler haricinde daha geniş bilgi istiyorsanız İslam Tarihinde Peygamber Efendimiz ve Hicret başlıklı konudan da istifade edebilrsiniz.

islamalimi

2012 tarihinden bu yana değerli ekibimiz doğru bilgiler ile siz ziyaretçilerimize faydalı olmak adına çalışmaktadır. Mevla imkan verdiğince çalışmaya devam edeceğiz. Selam ve Dua ile...

Bir Soru & Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu