İslam Alimi

Hayat’ta yaşamın içinde Allah’a olan uzaklığımız ve Mutsuzluklarımız…

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

 

 

Hayatımız ahenksiz ve renksiz bir hal alırken hiç kendimizde hatayı bulmayız ya kaderi suçlarız ya da toplumu, Âlemlerin rabbi olan Yüce Allah’a uzaklığımız aklımıza hiç gelmez, iman ile ibadetlere olan uzaklığımız Nur Kur’an ile sünnete olan uzaklığımız hiç aklımıza gelmez… Hali ile İbadetler tam yapılmadığı için uzaklıklar yakın olmadığı için kalp ve beden ahenk içinde olmaz, hayatımızın ritmi kalbin ritmi ahenk içinde olmaz, işte o nedenle hayatımız renksiz geçecektir hepsi bir bütünü tamamlayan unsurlardır kul için. Böyle olmayınca vücut istenilen vitaminlerini hazlarını huzurunu alamayınca ibadetler eksik oluyor, yakınlaşmalar uzak kalıyor.

Hayat ve yaşam içinde yaşar iken çoğu zaman işte bu yüzden uzaklığımız yüzünde hayatı anlamsız ve değersiz buluruz. Ve sanki hayat ve yaşam bize ters köşeden, bakıyormuşçasına baktığını düşünürüz. Bizde bu karmaşık anlamsız duygularla, hayata da aynı gözlerle bakar ve yanlışlığın uçurumuna düşer ve yuvarlanır aynı hata ile devam eder gideriz. Aslında düşünelim, önümüzde kısa bir yol var ve dümdüz olan bu yolu yürümek var, aynı monotonlukta ve aynı duygular içinde, bu yolun sonuna ulaşmak bizi derinde sıkar ve üzer.

Birde bu yolun etrafında dikilmiş yollar ve duyguların var olduğunu düşünün, bunlar hastalık(arkasında şifa) sıkıntılar(arkasında ferahlık) vs… vs bunlar ile biz yol arkadaşlığı yaptığımızı düşünün ve bu anda da yüce Allah’ın, hep bizim ile olduğunu da unutmayalım. Bu iki adımlık yolu, bu hengâmeler veya içinde değişik duygular ile yolun sonuna yürüdüğümüzü düşünün. Allah ve Resulüne Nur Kur’an’a uzaklığımızı düşünün, bedenin huzuru bunlar ile olduğu gerçeğini bilin ve az yaklaşın, huzura mutluluğa beş vakit namazda secde ki huzura…

Şimdi hep zenginlik ile yaşarsak bir süre sonra usanacak ve stres ve travmalar yaşayacağız, hep fakirlik ile yaşarsak da aynı travmalar yaşayacağız ama yüce Rahman’ın Lütfü keremi ihsanı… Öylesine sonsuz ki bizleri sıkılmayalım diye bu uğraşları yolumuzun önüne döşemiş ve her an yardımı da hazır ve biz bu yolda bazen sıkılarak, bazen neşelenir bazen üzülür bazen güleriz bazen tökezlenir kalkarız… Bunlar ile yürürüz öyle değil mi? Ve elimizde sermayesiz mallar ile bunlar mı nedir? Gönlümüzdeki sevgi, kazandıklarımız, yardım, hissiyat… Bu duyguları bu yolda harcayarak kazanç elde ediyoruz ve bunu Lütfü düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir dakika düşünün ve aklınız nura ışığa boğulsun! Allah’u Ekber.Bizden istenilen, bu hayatın yaşamın sonuna doğru yürür iken, elimizde sermayesiz yüceliği sonsuz Allah’ın vermiş olduğu güzellikleri dağıtmak, yardıma muhtaç olanlara yardım ederek, yıkılanı inşa ederek imkânımız dâhilin de oda yoksa tatlı bir söz ile… Bu yaşamın her adımında Yüce Allah (c.c.) ile Nur Resul ve Kur’an ile yakın olmak ibadetlerimizi aksatmadan yapmak, görevlerimizi aksattırmadan merhamet ile yaşamak ve hayatı sonlandırmak. Bu kadar açık ve basit aslında mutluluğa yaklaşmak ve onunla sonsuz hayatın kapısından girerek sonsuz mutluluğu yaşamak biz kulların en doğal hakkıdır,unu yaşamak içinde Yüce Allah (c.c.) ibadetlerimizle yakın olmak gerekir..

Nur Peygamber efendimiz  (s.a.v.):

«”Kimin namazı kendisini hayasızlık ve kötülükten alıkoymamışsa, bununla sadece Allah’a olan uzaklığı artmıştır. 

 

Dağıtmaz ise ne olacak? İçimizde çürüyecek ve onların yanına kin nefret duyguları ile dolduracak ve o güzellikleri boğmuş olacağız ve yolun sonunda elimiz boş gideceğiz ve hiçbir kazancımız olmayacak!Ama diğer şekli ile bizim olmayan, bize verilen bu nimetleri dağıtırsak hem de yüksek ve karşılığını, dağların bile kaldıramayacağı bir sevap, kazanacağız ve yüceler yücesi Rahman’a, bu ruhu istediği şekilde teslim etmiş olacağız İnşallah.Ha yolumuza çıkan dikenleri günahları, yüce Rahmandan yardım ile az gayret ile temizleyeceğiz. Bazen yardım geç gelse de istemeye devam, istemeye candan devam. Umutsuzluk hiç yok, fazla güvenmekte yok kendimize, orta karar da olacak ve sadece yüce Rahmana güveneceğiz ve ondan isteyeceğiz.Yüce Rahman’dan her an her saniye isteyin ama sabırla bekleyin ve ona yakın olarak mutsuzluğumuzu artırmak için ibadetlerimizi aksatmadan devam edelim ve sabırla yolumuza devam edelim. Bazen de her zaman tövbe kapısında bağdaş kurarak, namaz da secde ile yüceliği sonsuz yüce Allah’ın kapısın da durarak bu hayatın yolunda yürüyerek sonlandıracağız. Umarım karışık anlatmadım.Bu benim düşüncelerim, öylesine bir fetva falan değil bunlar ve yanlış anlaşılmasın, sizler gibi az biraz karalayarak- yazmayı nasip eden Yüce Allah’ın izni ile- karalayan yazan birisiyim. Günahlarının çokluğuna ağlayan, tövbe kapısında bağdaş kuran, sıkıntılar ve ferahlıklar içinde bazen Yüce Rahmandan uzaklaşınca mutsuzluk ile baş başa kalan ve bazen de onun ile yürüyen birisiyim. İnşallah.Anlamayan varsa veya yanlış bir anlatım varsa yazmanızı rica edeceğim. Allah’a emanet olun selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ