İslam Alimi

Algılama, seçicilik ile insanları seçeceğimiz tanıyacağımız, türden algılama seçicilik parametremiz kalmadı!

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

Canlılar dünyasına dâhil olan insan, bazen insan demekten utanıyor ona söyleyecek söz bulamıyoruz, nefreti, kini, makam, mevki, için insanları katl ettiği için. Biz insanlar iki çeşidiz galiba canı koruyanlar, canı korumayan edepsiz şerefsizler! Bu günlerde şöyle etrafınıza bakın ülkenin huzuru için elini vicdanına koymayan, seçilmiş iyi değil de, kötüden iyi bildiklerimiz üç maymunu oynuyor, gözlerimize inanamıyoruz, ellerini taşın altına koyar üzerimizdeki yükü alırlar sanır iken, yüzlerce taşı da onlar koydular. İnsanlar tıpa tıp birbirine benzer lafı günümüzde popülerliğini korumuyor, nefreti ile gezen ona ortak olanlar, nefreti kazımak için merhameti ile gezenler var artık!Artık biz canlı insanların şekli ile ilgili binlerce görüntü şekli var, artık nasıl hangi insanı, hangi şekli ile görüntüleyeceğimizi, şaşırır olduk! Tam bu insan bu kalıba sığacak derken, hem kendi kalıbını hem de tüm kalıpları parçalayarak nefret ve kin onu da umman umman aştılar, nefret kin okyanusunda nefes alır oldular. Karşımızda her gördüğümüz kişiye, insan bu der iken insan olmadığı, işte bu adamdır dediğimizde adamlığı… Yok, çıkıyor ve hangi kalıba hangi ölçüye koyarak anlam vereceğimizi şaşırdık kaldık milletçe!

 

Her gün şehit olan masum asker, polis masum vatandaşımız ile yani kan ile düzen kurmaya çalışan şerefsizler, kan ile kuran kan içinde boğulur bunu bilmez misiniz? Hangi tür algıda seçicilik ile insanları seçeceğimiz tür şekli kalmadı! Tüm kalıplar ve şekiller algımızı seçkimizi hüsran ile parçaladı ki artık buda fayda vermiyor! Türü ile seçelim türüne göre ayıralım anlayalım diyoruz insanlar, nefretin yanında olan, daha dün nefreti yok etmemiz gerektiğini söyleyenleri, tür olarak yanında kalmayacağı türden insanın yanında buluyoruz, haydi bu sefer, karşıdan gözlemlerimiz ile içinin yüzüne vuran çeşitliliği şekli ile algılayalım diyoruz, eyvah ki eyvah o da kırk parça idi bin beş yüz parçaya bölünmüş algılama yöntemleri de tuz buz olmuş! Haydi diyoruz bak sana etki eden sebep, av olduğun için, avcı olan vicdansız insanlıktan nasibini alanlar seni avlıyor kandırıyor der demez, on bin tane kelime oyunu ile edepsizliği ile sana ne ilişkilerimizden, sen aslında nefretinle bu temiz insanları kışkırtıyorsun söylemleri ile seni karalayarak, kara olanları aklıyor! Hali ile vicdansız avcı ondanda güç alarak tehdit ve vahşeti ile insanları, masumları, ülkemde katl etmektedir. Kaç o zalim avcının tuzağından der iken, hala sırıtarak kollarını açmış insanlıktan nasibini almamış avcıyı kucaklamaya, sonunu getirecek olan edepsiz vicdansızın yanına gidiyor. Bu niyetsiz niyetin ile yarın, Allah’a hesap vereceksin ve seni saracak olanda cehennemin sonsuz alevi olacaktır!

 

Hayır, daha düne kadar sen o yöne yatkın değildin az çok biliyoruz nefretini kıskançlığını, şimdi şu anda masumların ölüm kalım savaşı var, sen bu ülkenin evladısın toprağında yaşarken toprağında çıkanla besleniyorsun neden bu nankörlük? “Algıda seçiciliğini” yitirdin ise, sor birisine hatta karşında o nefreti ile yanında olduğun ile savaşan, sana söylüyor, sağır mı oldun,“neden vatan evladı vasfını yitirdin” nefret ile vasfını çiziyorsun? Tamam, işte bulduk derken sevinir iken  “görselliği bırakalım dokusal duyularımıza kontrol edelim bakalım bize hitap eden algılama parametreleri nasıl der iken aman Allah’ım sanki ejderha ateş püskürüyor! Dokusal duylarımızı algılama parametrelerini de yakarken, sap gibi kaldık tek başına ortada, gerçi sap gibi ortada kalışımız, saplılığımızla onları ve onun peşinde koştuklarını yıkar geçeriz, Yüreğimde” İman” gücü var, Allah’a hesap verirken korkularımız var kul hakkına girmemek için, Vatan için “ŞEHİT” olmanın omuru var, onlar tek millet olsa, bizler kabile olsakta da kalsak ta yıkamazlar, çünkü bizimle olan Âlemleri ve cümlemizi yaratan, Yüceler yücesi her şeye kadir olan Allah(c.c.) var, gerisi boş işler kaldırımda ayağı çamurunu silmektir.

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. (Âl-i İmrân Suresi), 119. Ayet

Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mümin topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.( (Tevbe Suresi), 14. Ayet  )

 

Bu böyle biline artık, selam ve dua ile…


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ