İslam Alimi

Fakirlik Derdine Nasıl Derman Bulabiliriz?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

Günümüzde fakirlik günde sofrasında bir öğün yemeği olan ve eti yılda bir defa kurban bayramında yiyen, zengin ise günde dört çeşit yemek pirzola yiyen olarak bilinmektedir. Aslında çok yanlış bir inanış ve aldanmadan başka bir şey değildir bu. Malda mülk de Allah’a aittir, o istediği kuluna az verir kulu o az olan ile şükür eder, çok verdiği de o çok ile azar isyana koşar, şükürsüz yaşar gider. Az verenin kalbinde merhamet çoğalır halden anlar azını paylaşır. Çok olanın ise gözü aç olur, yer doymaz kazanır doymaz

Zengin olan çalıştırdığı işçisinin hak ettiği kazancı verse, onun kazancında gözü olmazsa, hep bana bana demese, hem bana, hem sana dese fakir olur mu insanlar? Zengine fakirin kazancını içine katarak zekât vermesini isteyen Yüce Allah(c.c.)’ın bu emrine göre zengin zekâtını verse fakir kalır mı bu dünyada? Kalmaz elbette?

Resulullah (S.A.V.): ‘’Bir kimsenin karnı aç olsa da, hiç kimseye söylemese, Hak Teâlâ (C.C.) Hazretleri, o kimseye bir yıllık sevap verir ve ummadığı yerden rızık gönderir ve başka haceti varsa, kimseye bildirmezse, o da böyledir.’’ buyurmuşlardır.

 
Fakirlik, Âlemlere Rahmet Peygamberi Efendimizin (S.A.V.)  ashabı ile yaşadığı hayatı boyunca tercih ettiği bir yaşama yoludur. Fakir, kendisinin her zaman Allah’a ( C.C.) muhtaç bulunduğu bilen ve hatırdan ve gönlünden çıkarmayan, bu idrak ve teslimiyet içinde tevekkül ile yaşam şekli haline getiren kimsedir. Fakir, ilahi bir imtihanın en çileli anlarına maruz kaldığı zamanlarda bile harama el uzatmayan Allah’dan utanan haramın gerçek bir kazanç şekli olmadığını bilen, yasa dışı olan bir kazanca tenezzül etmeyen kişidir.
 

Allah (C.C.) Sure-i Muhammed, 38. ayet-i celile de:’’Ey insanlar, siz hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her şey den müstağnidir; her Hamd edilmeye layıktır’’ buyurmaktadır.

Gerçek bir zenginlik dünya malının çokluğu ile mi ölçülür?
 
Gerçek bir zenginlik çok mal ile ölçülmez, mal gelip geçicidir, bugün zengin olan yarın fakir olur ve fakirliğin şaşkınlığı içinde, bocalar kalır. Asıl zenginlik gönül zenginliğidir, Kur’an ve sünnete iman etmek, dürüst satıcı olarak ticaret yapmak, çalıştırdığı insanın hakkını vermek, ahlaklı olmak asıl zenginliktir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)  bir hadisi şeriflerinde: “Müslüman olup yeterli geçime sahip kılınan ve Allah’ın kendisine verdiklerine kanaat etmesini bilen kurtulmuştur.” buyurarak kanaatin önemine dikkat çekmiştir

Resûlallah (s.a.s.), çarşı esnafını teftiş ederken bir buğday yığınına elini daldırır; alt kısmının rutubetli olduğunu anlayınca, bunu dürüstlüğe uymayan bir davranış, bir hile, bir aldatmaca olarak değerlendirir ve:

 “Bizi aldatan, bizden değildir.” diyerek tepkisini ortaya kor. (Müslim, İman, 164; Ebû Dâvud, Büyü, 50; Tirmizi, Büyü, 74, [1215.h.]; İbn Mâce, Ticârât, 36).

 
Öyle ise Fakirliğe nasıl derman buluruz sorusuna gelince,”Vicdan “sahibi insan olmak ile çalışan insanların hakkını vererek, hakkı olanın hakkını vererek, zekât vermesi gereken zenginin zekâtını vererek, Allah rızası için sadaka vererek, azda olsa kazancımızı ihtiyacı olan ile paylaşarak derman buluruz fakirliğe. Birde dürüst çalışmanın, çalıştığı işin hakkını vermenin ibadet gibi sevap getireceğini bilmemiz gerekir. Kazandığının hakkını bilmek ona göre harcamak, borcunu zamanında ödemek… Dürüst olmak, merhametli olmak… Faiz ile meşgul olmamak uzak kaçmak, insanlara faizle para vermemek… Selam ve dua ile…

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1415
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ