İslam Alimi

Dünya denilen bu yer, zevk ve sefa sürme yeri olsaydı, insanın çektiği bu sıkıntı nasıl izah edilebilir?

Mehmet Aluç

1962 Malatya doğumluyum,evli ve 4 çocuk babasıyım Ankara da ikamet ediyorum,Kamuda emekliyim,şiir,öykü,denemeler yazıyorum...

Bu âlemde yaşayan ve akıl ve izandan yoksun ve Yüce Allah(c.c.) vermiş olduğu akıl ve vicdana ipotek koyarak başka fikirsizlerin fikri vicdansızlığı ile değiştiren zavallı vicdandan yoksun kişilerin sanki ölümden sonra hayat yokmuş gibi davranması onun ”salak, zalim, insanlıktan yoksun” yapması dışında değersiz bir eşya durumuna düşürmekten ve ” cehenneme odun” olmaktan başka hiçbir şey yapmaz.

Madem ölümden sonra hesap yok ise(Hâşâ vardır) ey zalim ey vicdansız, insanlar seni anında öldürmemek için neden bekliyor acaba? Öldürmek caiz ise, seni katl etmek için neden bekleniliyor? Senin o niyetsiz zalimliğinden daha fazla, neden zalimlik yapılmadan bedenin parça parçaya bölünmüyor, insanları tutan nedir? Gerçi sende akıl ve izan yok ki,  düşünesin akıl edesin! İman ederek huzur yaşamak güzelliklerle beraber olmanın huzuruna bakarsan Ahiretten sonra hayat var, çünkü her şeyin bir karşılığı muhakkak ki var, eğer yok ise ne sana, nede bize bir şey olacak,”ya eğer var ise” sizler yandınız, bizlerde mükâfatı ile yaşadık mutluğun deryasına ulaştık.

 

Hz. Ali’ye (r.a), birisi geldi. Adam, ölümü, tekrar dirilmeyi, ahirette hesabı, cenneti ve cehennemi inkâr ediyordu. Hz. Ali’ye:

“Ya Ali, siz Müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal harcıyor, zahmete giriyorsunuz. Bu zahmet değer mi? Hem ölümden sonra tekrar dirilmenin olacağı ne malum?” diye sordu.

Hz. Ali (r.a) adamı sükûnetle dinledi, sonra ona şu cevabı verdi:
“Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz vardır. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu arada bizim Yüce Allah için kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekât ve sadakaların bize bir zararı olmaz. Ama ya ahiret varsa, bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur?” diye sordu.
Adam, biraz durdu, düşündü ve sonra:
“Vallahi, her iki durumda da siz kârdasınız, ahiret varsa vay bizim hâlimize! Yolunu öğret, ben de Müslüman olacağım,” dedi ve Müslüman oldu.

 

Ey zalimler vicdansızlar! Siz insanları masumları katl edeceksiniz biz sizi katl etmeyeceğiz, eğer ölümden sonra hayat yok ise, böyle saçma bir şey olabilir mi? Tabi ki olmaz, olması da mümkün değil! Yüce Kitabımız ve Sünnet’te ölümden sonra hesaba çekileceğimiz, yaptıklarımızdan dolayı ceza veya mükâfat alacağımız sabittir ve inkâr insanı “Kâfir” eder.

“Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik Allah’a ahiret gününe iman etmektir.”(Bakara 177)

“Herkim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve Salih amel işlerse onlara Rab’leri katında mükâfat vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”(Bakara 62)

“Bu sizden Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimselere verilen bir öğüttür.”(Bakara 232)

“…Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen kimselerle savaşın.”(Tevbe 29)

“Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, ahiret gününü umut edin. Yeryüzünde karışıklık çıkarıp bozgunculuk yapmayın dedi.”(Ankebut 36)

 

Âlemlerin Rabbi yüce Allah Nur Kitabında kıyamet gününü bize bildirmiştir, biz Yüce Allah(c.c.) iman eden teslimiyetle teslim olan kulları olarak, inandık ve iman ettik.

Kul olarak merhamet sahibi, iyilik sahibi… Olmamız da verilen önemin bir başka şeklidir. Ahiret gününe iman etmenin, insan hayatında onu frenleyerek kötülüklerden uzaklaştırmada çok büyük tesiri vardır. Çünkü kul ahiret günü ve ondan sonra gerçekleşecek olan hesap gününde yaptıklarından dolayı, ceza, cennet, cehennem gibi şeylere iman eden kul ise, ahiret hayatı için önceden hazırlık yapmaya sevk eder, Yüce Allah’a Kur’an’a ve nur Peygamberine iman etmeyi merhametli, vicdanlı olmaya sevk eder.

İman, sahibi olan kul cennete götürecek Salih amel ile olmasını sağlar; cehenneme götüren zalimlik, merhametsizlik, haram, zina… Kötü amellerden de tamamen kulu uzaklaştırır. Dünyada kendisinin imtihan için kaldığını bilen ve öldükten sonra hayat olduğunu bilen kul, bu imtihan dünyasında hayatını çok iyi değerlendirir hem iyilik yaparak insanlara yardımcı olur, hem de imtihanı kazanmak için uğraşır. Sonuç olarak eğer Ahirette hesap yok ise (Hâşâ vardır) Dünya denilen bu yer, zevk ve sefa sürme yeri olsaydı, insanın çektiği bu sıkıntı nasıl izah edilebilinir?bir kısım insanlar zevk sefa sürerken neden kendisi sıkıntı içinde yaşasın ki?Gasp ederdi malını servetini zorbalıkla o da zevki sefa sürerdi.İnsanın çektiği bu sıkıntı ile niye yaşasın ki neden sabır etsin ki, neden merhamet ile olsun ki? Yok, eğer Ahirette sonra hesap yok ise  aynıyız, ya eğer var ise o zaman yandınız, hüsran ile cehenneme odun oldunuz. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

 


Warning: Division by zero in /home/islamali/public_html/wp-includes/comment-template.php on line 1439
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ