GenelVideo

Depremlerin Sebepleri ve Hikmetleri Nelerdir?

Müslümanlar olarak her işte bir hikmetin olduğunun bilincindeyiz. Peki, Depremlerin Sebepleri ve Hikmetleri Nelerdir? Bu yazıda hocamız bu konu hakkında detaylı bir açıklama yapmaktadır.

Depremlerin Sebepleri ve Hikmetleri

Son yıllarda dünyanın her yerinde, görülmemiş bir sıklıkta doğal âfetlere şâhit oluyoruz. Peki, insanoğlu bu hâdiseleri nasıl okumalı? Bu âfetlerin “özel” bir mânâsı var mı; yoksa bunlar, sıradan tabiat olayları mı?

Depremlerin Sebepleri ve Hikmetleri Nelerdir?

Tabiattaki Hadiseler İlahi Bir Ceza mı, İkaz mıdır?

Tabiattaki hiçbir hadise sebepsiz ve hikmetsiz değildir. Zira her şeyi olduğu gibi, tabiat hadiselerini de yaratan, Allah’tır.

Bu hakîkat, ayet-i kerîmede şöyle ifâde buyrulur:

“…O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içinde tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa, apaçık bir kitaptadır.”

Kâinatta bir yaprak bile Allah’ın irâdesi, bilgisi ve izni dışında düşemezken, koskoca beldelerin rastgele bir şekilde sarsıldığını düşünmek akıl dışıdır. Müslüman’a düşen görev kâinatta meydana gelen her şeyi hikmet penceresinden değerlendirmektir.

1. İlahi Bir İkazdır

Cenâb-ı Hak, bu afet ve felaketlerle insanoğluna derin bir acziyet ve hiçlik içerinde bulunduğunu ve bu dünyadaki asıl vazifesinin kulluk olduğunu hatırlatır.
Ayrıca dünyanın fanîliğini, ölümü ve esas hayatın ahiret olduğunu bildirir.
Bilhassa kıyameti, yani kainat çapındaki o büyük infilakı hatırlatarak biz kullarını ikaz eder. Mesela fay hatları…

Allah, toplumları, fay hattını harekete geçirmeden, yani zahiri bir sebep olmaksızın da helak edebilir. Ancak bu fay hatlarını devamlı olarak kullarının gözü önünde bulundurur ki, kıyamet günü mutlaka gerçekleşecek olan hakikat unutulmasın.

Böylece Cenab-ı Allah, insanoğlunun ahiret yurduna hazırlıkta gaflete düşmeyip uyanık olması için bir nevi lutufta bulunuyor.

Elbette bu ilahi ikazlar fay hatlarından ibaret değil… Sel, fırtına, tedavisi mümkün olmayan bulaşıcı hastalıklar vs. hep bu kabildendir.

Bu ilâhî îkazlar olmasaydı, insanoğlu ansızın ve gâfilâne bir şekilde ölümün pençesine düşer ve ebedî felâkete dûçâr olurdu.

Bu itibarla, merhamet sahibi olan Allah Teâlâ, kullarının dikkatlerini mutlak gelecek olan hakîkatlere çekmek ve çok geç olmadan önce onları mânen uyandırmak için çeşitli hâdiseleri meydana getirmektedir.

2. İlahi Bir Cezadır

Bu tür felaketler, Allah’a isyan edenler için bir kahır tecellisidir. Toplumdaki fertlerin ekseriyeti nefsani azgınlıklara meyletmişse; şer galip olmuş, vicdanlar günahlarla kirlenmiş, kalpler isyankar olmuşsa, bu hal, aslında rahmet olan yağmurların sel felaketine dönmesine veya tamamen kesilip kuraklığın vuku bulmasına, bazen de depremlerin zahiri sebebi olarak gösterilen fay hatlarının infilakına sebep olur.

Bu tip acı hâdiseler, insanların isyanları ve günahları sebebiyle meydana gelir. Yani vicdanların kirlenmesiyle ruhlarda yaşanan mânevî depremin ardından, yeryüzünün felâketleri tahakkuk safhasına girer.

Ayrıca bu ilahi ikazlar; kimi bölgelerde deprem, kimisinde tsunami, kimisinde yanardağ patlamaları, bazı bölgelerde kuraklık, bazılarında ise sel gibi çok farklı şekillerde vuku bulmaktadır.

Ayette buyrulur: “İnsanların bizzat kendi işledikleri (kötülükler) yüzünden karada ve denizde fesat çıktı (düzen bozuldu), Bu ise yaptıklarının bir kısmını(n cezasını Allah’ın dünyada) onlara tattırması içindir. Olur ki onlar, (bu sayede kötü hallerinden) dönerler.”

3. Salih Kullar İçin Bir Mağfiret Vesilesidir

Birtakım afetlerde, kurunun yanında yaş da yanar misali, masum çocuklar ve salih kimseler de vefat ederek hükmen şehid olmaktadır.

Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Bir kul kendisi için (Cennet’te) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk-çocuğuna bir bela verir. Sonra (Allah) o kulu bu musibete sabretmeye muvaffak kılar. Nihayet (Allah) o kulu kendi katında hazırlamış olduğu makama eriştirir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyledir:

“Kulun Allah katında bir makamı vardır ki, ona ibadetle erişemez. O makama erişinceye kadar Allah, onu hoşuna gitmeyen (musîbetler)le imtihan eder.”

Velhasıl, meydana gelen afet ve musibetleri materyalist bir dünya görüşüyle seyretmek ve sırf zahiri sebeplere takılıp kalmak, meselenin hikmet ve hakikatinden gafil kalmaya sebep olur.

Bir Müslüman, bu tip hadiseleri manevi yönden de tahlil ederek imani ve İslami ölçülerle değerlendirmekten gafil kalmamalıdır.

Hani ne derler bilirsiniz, insanoğlu beşik sallar bebekler uyusun diye, Allah Teâlâ yeryüzünü sallar insanlar uyansın diye… Mesele bu…

Allah Teala, memleketimizi, milletimizi ve İslam alemini her türlü bela, musibet, afet, deprem ve salgın hastalıktan muhafaza eylesin. Amin

islamalimi

2012 tarihinden bu yana değerli ekibimiz doğru bilgiler ile siz ziyaretçilerimize faydalı olmak adına çalışmaktadır. Mevla imkan verdiğince çalışmaya devam edeceğiz. Selam ve Dua ile...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu