Terbiye Olan Nefis Tertemizdir

Emre Badıl Akbay

Yazarın şu ana kadar yazılmış 8 makalesi bulunuyor.

Her nefis temizdir ve bu temizlik şımarık bir çocuğun saflığı gibidir. Tabi şımarık bir çocuğun hareketleri şımarıklık gösterebilir, fakat onun aslı tertemizdir. Şüphesiz nefsin şaşkınlığı temizliğini örtmüştür. Misalimizden yola çıkarak şunu da diye biliriz birçok kimse gözünün önünde daima şımaran, türlü haylazlıklar yapan ve etrafına çeşitli dağınıklıklar veren şımarık bir çocuğun içinde ki saflığı göremez. Fakat şu bir gerçek ki onun içinde güzel bir cevher vardır. Fakat büyük şaşkınlığı saflığının üstünü örtmüştür ki bu örtüyü kaldırmak, nefis sahibi her aklıselim kulun kendine olan çok büyük bir görevidir.

İşte nefis bahsettiğimiz konular nedeniyle asla çirkinlikten tatmin olmaz ki bu nedenle de istedikçe ister. Nasıl istemesin ki bunu bizlerde çok iyi bir şekilde kendimizde görebilir ve anlayabiliriz. Çünkü doymayan daima açtır. Nefsin şımarıklığının çoğu kendinden, saflığının çoğu ise bağlı olduğu ruhtandır. O bunun farkında olmadığından dolayı daima arar ki bulması mümkün değildir. İşte bu noktada devreye nefis sahibi o kulun ruhunun aklı daha doğrusu aklıselimi devreye girmeli ve ona ihtiyacının ne olduğunu önüne koymalıdır. Tabi doğal olarak o bunu kabullenmez ki o bunu doğru görseydi bu hale düşmezdi. Bu nedenle onun direnmesi gayet doğaldır. Bu noktada doğal olmayan, gerçeği göremeyen, belki de görmek istemeyen nefis sahibi olan, akıl sahibi kulun düştüğü durumdur. Şüphesiz bahsettiğimiz ölçüyü dengeleyebilecek, yani bir manada ruhla nefsin arasını bulabilecek güç her kulda mevcuttur. Bu büyük yetenek Rahmani Rahim Mevla’mızın biz kullarına bir ikramıdır. İşte biz kullar bu yeteneğin hakkını vermeli ve nefsimizin elinden tutmalıyız ki bu bizim kurtuluşumuzdur.

Bir baba çok zalim olabilir ve kendi çocuğu için ne hali varsa görsün diyebilir ki bu kendince başından sağma ve küçük bir kurtuluştur. Fakat şımarık bir çocuğa benzettiğimiz nefis sahibi kul, nefsi için aynı şeyi yapamamaktadır. Çünkü nefis öyle bir çocuktur ki her haliyle babasına, yani bağlı olduğu ruhun ayrılmaz bir parçasıdır. Bir kulun onu başından sağma gibi hiç bir olasılığı yoktur. İşte bu nedenle bizim yapmamız gereken onu kabullenmek, yani kucağımızı açmak ve ona da eziyet etmeden “ki bu kendimize eziyet olur” onun terbiyesiyle son derece uğraşmaktır.

İşte bu noktada yine nefis sahibi kul devreye giriyor. Çünkü nefsini en iyi tanıyan ve onun ihtiyaçlarını en iyi anlayabilecek yine o nefis sahibi kuldur. İşin aslı böyledir, fakat genelde kullar kendi kusurunu göremezler. Çünkü kendilerine dışardan bakamazlar. Bu nedenle tasavvuf ehli kullar nefis terbiyesi için büyüklerinden yardım isterler. Tabi ki bu işin ehli Salih kullar vardır ve bizler bu noktada hiç bir zaman kendimizden emin olmamalıyız. Çünkü nefis şımarık bir çocuk olduğu gibi şeytanın hileleriyle bir şeytan kadar sinsi ve ince olarak sahibi kulu belli yanlışların içine sokabilecek güce de sahiptir ki bu çok önemlidir. Bu nedenle büyük İmamı Azam(Ebu Hanife) dahi Caferi sadık Hazretlerini tanımasaydım helak olmuştum buyurmaktadır.

Nefis Rahmani Rahim Mevla’mızdan biz kullarına çok büyük bir nimettir. Çünkü nefsin sahibi kuldan bir parça oluşu ve kulun sadece Mevla’sının rızası için kendisiyle olan savaşı, kulu yüceltir, yüceltir ve yüceltir. O kul Ta ki kulluk makamına ulaşır ve bu makamda halifetullah oluşunun gereğini yapar. İşte “Kula Mevlâ’dan nimettir, onunla bir şanı var” dememizde ki kastımız nefsin vesilesiyle kulun, kulluk makama ulaşmasına güzel bir vesile olmasıdır.

Bilmeliyiz ki bir kulun nefsine en büyük zulmü onun terbiyesiyle uğraşmamasıdır. Efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: “Gerçek mücahit, nefsiyle cihat edendir”(55)  Efendimiz Tebük seferiden dönüşte ise ashabına Şimdi küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.”demesi ve ashabının acaba, cihadın bundan daha büyüğü olur mu ki? Diye sorularına “-Evet, küçük cihaddan büyük cihada gidiyoruz. O nefisle cihaddır” (56) buyurması bu işin önemini ortaya koymaktadır.

Özetle, anlamalıyız ki her kulun nefsine zulmü farklı şekilde olabilir ki buna bağlı olarak ta terbiyeside farklı şekillerde olur. Aklıselime sahip âdemoğlu bu büyük ve onun için çok önemli bu sorununu çözüme kavuşturmalıdır. Ki bununla baş edemiyorsa Mevla’mızın Salih kullarının yardımını da kendine çok görmemelidir. Peygamber Efendimizin başka bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur:“âlimler benim varislerimdir” (57) Şüphesiz bizler bu hadisi şerifi iyi düşünmeliyiz. Yüce Mevla’mız bize nefsimize zulüm ile değil, çünkü bu kendimize olan bir zulümdür, nefsimize zulmetmeden güzel bir denge içinde terbiye edebilmeyi ve böylece yerimiz olan kulluk makamına ulaşabilmeyi nasibi ikram eylesin. Âmin

(55) Fedâiıu’l-Cihad 2, (1621).
(56) Suyuti, II, 73
(57) (Ahmed Z. Gümüşhanevi: Ramuz el-Ehadis, S.222, H.NO: 17 ),( Ebu Davud, İlm 1, (3641),( Tirmizi, İlm 19, (2683),( İbnu Mace, Mukaddime 17, (223) )

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ