İslam Dininde İman ve İbadet

Rahman ve Rahim olan Allah’ın (cc) adıyla. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.(Haşr 18)’, ‘İman ve İbadet
Rahman ve Rahim olan Allah’ın (cc) adıyla.

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr 18)

Rabbul âleminin kendisine iman nimeti ile mükâfatlandırdığı değerli kardeşim, hayatta hep kendisiyle yüzyüze olduğumuz halde idrakine varamadığımız ve Peygamber Efendimiz (sav)’in günlük yirmi defa hatırlamamızı emrettiği bir gerçek var, ölüm ve ötesi.

Şöyle geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki zengin-fakir, genç-yaşlı, iyi-kötü, zalim-mazlum nice insanlar bu dünyadan göçüp gittiler. Yerlerinde yurtlarından eser bile kalmadı. Her geçen gün bir sevdiğimiz bizi bırakıp gidiyor. Bizde bir gün sevdiklerimizi bırakıp gitmek için her an gelmesi muhtemel olan ecelimizi bekliyoruz. Şurası bir gerçektir ki bu güne kadar ölümden yakasını kurtaran hiçbir insan yoktur, unutmayalımki bu fani dünyada kırk elli yıl sonra hiç birimiz olmayacak, bu gün bizim büyüklerimizin olmadığı gibi. Her geçen gün yıpranan bedene, ağıran saça dur demek mümkün değildir, istesekte istemesekte doğumla geldiğimiz bu dünyadan ölümle çıkıp gideceğiz. Allah’u teala Kuran’ı Kerim’de şöyle buyuruyor ”O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır”.(Mülk 2)

Öyleyse bu dünyadan Allah’u tealanın razı olduğu şekilde nasıl ayrılabiliriz? Bu soruya cevap verebilmek için Rabbimize kulak verelim.”Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak can verin”. (Ali İmran 102)

İman edip yararlı işler yapanlara Allah mukafatını tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluk yapmaktan yüz çevirip kibirlenip gururlananlara gelince onlara elem verici acı bir azapla azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah’tan başka ne bir dost nede yardımcı bulurlar.(kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak bir kimse bulamazlar) (Nisa 173)

Bu mealini verdiğimiz iki ayeti kerimenin dışında Rabbimiz yüzlerce ayette kurtuluşa erenlerin iman edip güzel iş yapanların olduğunu belirtmiştir. Yani bahsettiğimiz bu kurtuluşa kavuşmak için bize gerekli olan iman ve ibadetlerdir.

Peki, iman nedir? Genelde bilindiği gibi iman, bir şeye veya bir kimseye inanıp güvenmek, doğrulamak, tastik etmek demektir. İslami kavramda ise iman bütün bir hayatın Allah (cc) rızası doğrultusunda şekillenmesidir. Dolayısıyla iman sahipleri hiçbir konuda Allah’ın rızası dışında kendi heva ve heveslerine göre davranma serbestisine sahip değildirler, yani başı boş değildirler. Kıyamet suresi 37.ayeti kerimesinde Rabbil âlemin “İnsan başıboş, kendi başına bırakılacağını mı sanır”. İman ettikten sonra canının istediği şekilde davranıp haram ve helallere uymamak Allah’a isyan etmek ve Rabbinin sınırlarına riayet etmemek iman eksikliğindendir. Bu şekil de davranıp Allah’ın emir ve yasaklarını ciğneyenler asi ve günahkâr olmuşlardır, onların ahiretteki durumu Allah’ın dilemesine kalmıştır. Peki, biz bu iman eskilliğini nasıl gidere biliriz? Bu konuda bizleri yaratan ve bizi bizden iyi bilen Rabbimize kulak verelim.

Ey insanlar! Sizi ve sizden önceki babalarınızı, atalarınızı yaratan Rabbinize kulluk edin ki ibadetle takva kazanıp haramlardan sakına bilesiniz.(Allah’ın azabından kendinizi kurtarmış olursunuz) (Bakara 21)

Her varlığın bir görevi bulunduğunu ve hepsinin de üzerine düşen görevi eksiksiz olarak yerine getirdiğini biliyoruz. Kâinatta ki diğer varlıklara baktığımız zaman sabahtan akşama kadar yaylalarda meralarda otlayan ineklerin koyunların, tavukların Rablerine şükür ettiklerinin göstergesi olarak süt ve yumurta verdiklerini görürüz. Hepsi yaratıcının kendilerine yüklediği yapar. Burada anlıyoruz ki insanın dışındaki bütün varlıklar Allah’ın emriyle insanların hizmetini görüp ihtiyaçlarını karşılarlar.

Yukarıdaki ayeti kerimede gördüğümüz gibi yüce Mevlamız kendisine ibadet ederek azabından kurtulup nimetlerine ve rızasına kavuşacağımızı belirtiyor. Burada karşımıza bir soru çıkıyor, ibadet nedir?

İbadet yapılması sevap olan, Allah’a yakınlık ifade eden, yalnız O’nun emirlerini yerine getirmek ve rızasını kazanmak niyetiyle yerine getirilen her türlü hareket ve ameldir. Dolayısıyla ibadeti sadece namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak, Rabbinin emrettiği şekilde örtünmek (Tesettüre bürünmek)gibi farzlarla sınırlamak doğru değildir. Bunlar İslam’ın temel farz ibadetleri olmakla beraber İslam’ın bütünü değildir. Çünkü İslam dini bir hayat nizamıdır ve hayatın bütününe yönelik kural ve kaideler getirmiştir. Bu getirilmiş olan her bir kural ve kaidelere uymak ayrı ibadettir. O halde ibadet denilince hayatın tamamının Allah’ın razı olduğu şekilde sürdürmek anlaşılmalıdır.

İşte yukarıda anlatıldığı şekilde imanın gereği olan ibadetleri yerine getirdiğimizde inşallah tam ve mükemmel bir imana sahip olacağız. Ama şurası da bir gerçektir ki; bilerek, anlayarak, şartlarını ve gereklerini tam olarak öğrenip iman etmek, bilmeden körükörüne iman etmekten çok daha ali ve yücedir. Bu nedenle her mümin tafsili bir imana sahip olmak için okuyup araştırmalı, imkânı varsa ilim öğrenmeli, ilim elde etme imkânı yoksa ilim ehli kimselerden sorup öğrenmelidir. Rabbimizin tevfik ve inayetiyle…

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirsiniz, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırsınız, Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için, elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çoğu sapıkların ta kendileridir. (ALİ İmran 110)

(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.(ALİ İmran 31)

Rabbin (emri) gelip melekler saf saf dizildiği zaman, O gün Cehennem getirilip (ortaya konulur), insan düşünüp anlamaya çalışır, ama o düşünüp anlamakdan ona ne (yarar var)? (İşte o zaman insan:) «Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!» der. Artık o gün O’nun (Allah’ın) azabı gibi hiç kimse azâb edemez. Ve O’nun vurduğu bağı kimse vuramaz. Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir! (Fecr 22–30)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Ayşe dedi ki:

    Acil yardım
    Hocam ikna etme duası var mı nişanlımı ikna etmek için hangi dua etmeliyim nişanlım ilk başta yurtdışı giderim dedi sonra vazgeçti yardım edin hangi dualar etmeliyim?

  2. Sibel dedi ki:

    Hocam nişanlım bana soğuk davranıyor eskiden hergün arar sorar ilgilenirdi şimdi hiç ilgilenmiyor niye böyle soğuksun dediğimde bişey Yok diyo ne yapmalıyım hangi dualar edebilirim eskisi gibi benimle ilgili olması için aramız düzelmesi için yardım edin?

    1. islamalimi dedi ki:

      Muhabbetin artması için Ta-Ha Suresinin 39.ayeti 41 defa okunursa eşler arasındaki muhabbet artar.
      BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
      ” VE ELKAYTÜ ALEYKE MEHABBETEN MİNNİ ”
      41 defa okunursa muhabbet meydana gelir.

BİR YORUM YAZ